1 MAYIS
1 Mayıs’ın ulusumuzun tarihi ve sosyal geçmişi ile bir ilgisi olmamakla birlikte dünyada genel kabul görmüş emekçiler için bir gösteri günüdür. Ülkemizde her nedense 1 Mayıs bir öcü olarak gösterilmekte ve bunu kutlayanlar adeta devlet otoritesine karşı bir kalkışmanın içinde gibi gösterilmeye çalışılmaktadır. Ben 1 Mayısın kutlanmasından ve hele bayram olarak kutlanmasından yana değilim. Benim anlayışıma ters. Ancak benim gibi düşünmeyen bir kesim insanın varlığın görmezlikten gelmem mümkün değildir bir entelektüel olarak. Özgür ve demokrat düşüncenin gereği olarak, insanların tercihlerine saygı duymak ve hele 1 Mayıs gibi dünya ölçeğinde kabul görmüş bir günü kutlamak isteyenlere o günü zehir etmek özgürlükçülüğün neresine sığar bilmiyorum.
Taksim ısrarının elbette hükumeti zaaf içinde göstermenin bir aracı olarak kullanılma ihtimali göz ardı edilmemekle beraber Taksim müdafaası yaparak dimdik ayaktayızı ispatlamakta mümkün olmamıştır.
Büyük bir fırsat kaçırılmıştır özgürlük ve demokrasi adına. Sivilleşme adına, bürokratların boyunduruğundan kurtulma adına kaçırılan bu fırsat inanılmaz bir fırsattır. Şöyle bir tablo hayal etmek çok mu zor: Kortejin önünde Başbakan, ilgili bakan ve sendika temsilcileri arkalarında işçilerle ile Galatasaray Meydanı'ndan İstiklal Caddesi boyunca Taksim meydanına yürüseydi düşünsenize nasıl bir Türkiye tablosu ortaya çıkardı.
Artık tarihten ders alalım ve kutuplaşma isteyenlerin ekmeğine yağ sürmeyelim. Özgürlükleri AB standardına getirmekten inanın zarar görmez kimse. Yalandan değil gerçekten demokrat olalım. Yoksa jakobenlere boşuna kızıp durursunuz.
