Yazan: May 6th, 2008, 4:08am EDT - Admin
Ülkemizde Demokrasinin gelişmesini yani gerçek bir demokratik ülke olunmasını istemeyen, elit, imtiyazlı ve refah seviyesi çok yüksek bir zümrenin varlığı noktasında artık tereddüt kalmamıştır. Bu zümre, sermaye gücüyle birlikte basın yayın ve diğer güçleri de doğrudan yahut dolaylı olarak kontrol edebilme yeteneğini haiz olduğundan Türkiye’nin ekonomik, sosyal ve hayati meselelerine çözüm bulunması, demokrasinin gelişmesi için engellerin kaldırılması yolunda çalışmaların yapılmasını önlemek için yapay gündemler oluşturarak adeta kitlesel hipnozla unutturdular. Son genel seçimden sonra yeni bir anayasa hazırlığı ile Türkiye’nin bir numaralı gündemi adeta anayasa ile ilgili tartışma ve görüşlerdi. Karşı çıkanlar, destek olanlar bulunsa da gündem demokrasinin daha işler ve daha iyi hale gelip gelmemesinin tartışılması noktasında idi. Ama bakın ne oldu? Neyi tartışıyoruz? Kırmızı mercimeğin fiyatı ile iktidar partisi kapanacak mı kapanmayacak mı diye papatya fallarının sonucunu!
Dünya ülkeleri içinde gerçek demokrat 21 ülke içinde Türkiye dahil hiçbir İslam ülkesi yoktur. Ancak yapılan kamuoyu araştırmalarında halkların demokrasiyi istediği ve Batının demokrasi ve insan hakları uygulamalarına gıpta ettiği ortaya çıkmaktadır. İslam ülke yöneticileri menfaatleri gereği demokrasiye ve insan haklarına karşı oldukları söylenmektedir. İslam ülkelerinin (istisnalar dışında) bürokrat ve aydınları, uluslararası şirketlerle ülkenin yerüstü ve bilhassa yeraltı servetlerini soyarak, bu sömürünün devamı için demokrasiyi boğdukları yaygın kanaattir. Demokrasi olunca ülke meseleleri açıkça tartışılır. Yolsuzluklar ise açığa çıkar bu durumda menfaat çarkını tahrip eder.
Bu menfaat odakları bazı kavramların arkasına gizlenerek ve bunları kalkan ederek sömürülerini devam ettirirler. Bunların nazarında bazı kavramların asla kıymeti yoktur. Bu kavramlar kullanılmak içindir. Tehlikede olan bu kavramlar değil, bu kişi ve kuruluşların menfaatledir.
Demokrasi, özgürlük, eşitlik, barış, çoğulculuk eksenli devlet idaresidir. İktidarlar halkın mutluluğunu, huzurunu, güvenliğini, insan haklarını ve hürriyetini sağladığı müddetçe meşrudur. Demokrasinin kimi zaafları ve eksikleri olsa da bu gün, insanoğlu daha iyi bir rejimi henüz bulmayı başaramamıştır. En iyisine talip olmak ise en iyilerin ve en büyüklerin hakkıdır. Büyük insanlar büyük hayallere sahiptir. Büyük devletler ise büyük düşünenlerdir. Artık Türkiye silkelenmeli ve değişen dengeler ve mevcut siyasi ortam içinde, ulusal çıkarlarını ön planda tutarak ulusal hedeflerini, ulusal stratejisini ve milli dış politikasını tayin ve tespit etmelidir. Demokrasi özlemimiz, kavuşulması mümkün olmayan bir hayale dönüşmemeli ve artık sukut-u hayal yaşamamlıyız.