Dava; Davacıya ait taşınmazın davalı idare tarafından kamulaştırıldığı, açılan kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili davası sırasında davalının tapuda Hazine adına ferağ vererek taşınmazı devrettiği, ancak tespit edilen bedeli tahsil edemediğinden, icra takibinde istenilen faize ve oranına davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Yargıtay’ın müstakar içtihatlarında belirtildiği üzere; Hukuk Genel Kurulu 2005/12-466 E, 2005/458 K. Sayılı ilamından aşağıdaki alıntı yapılarak konunun irdelenmesi düşünülmüştür. Anılan ilamda” Kamulaştırma, T.C. Anayasası’nın 46. maddesinde ve 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunu’nda tanımlanmakta ve temelini de bu düzenlemelerden almaktadır.
2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun ( 5.5.2001 günü yürürlüğe giren ) 4650 Sayılı Kanun ile değişik 8. maddesinde; idarelerin, bu kanuna göre, tapuda kayıtlı olan taşınmaz mallar hakkında yapacağı kamulaştırmalarda satın alma usulünü öncelikle uygulamalarının esas olduğu, anlaşma olmaması veya ferağ verilmemesi halinde bu Kanunun , 10.cu maddesine göre işlem yapılacağı, ifade edilmektedir.
Anılan madde ile atıf yapılan Aynı Kanunun “Kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili” başlıklı 10. maddesinde de;“... Tarafların anlaştığı veya tarafların anlaşamaması halinde hakim tarafından kamulaştırma bedeli olarak tespit edilen miktarın, peşin ve nakit olarak veya kamulaştırma bu Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre yapılmış ise, ilk taksitin yine peşin ve nakit olarak hak sahibi adına, hak sahibi tespit edilememiş ise ileride ortaya çıkacak hak sahibine verilmek üzere 10 uncu maddeye göre mahkemece yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılması ve yatırıldığına dair makbuzun ibraz edilmesi için idareye onbeş gün süre verilir. Gereken hallerde bu süre bir defaya mahsus olmak üzere mahkemece uzatılabilir. İdarece, kamulaştırma bedelinin hak sahibi adına yatırıldığına veya hak sahibinin tespit edilemediği durumlarda, ileride ortaya çıkacak hak sahibine verilmek üzere bloke edildiğine dair makbuzun ibrazı halinde mahkemece, taşınmaz malın idare adına tesciline ve kamulaştırma bedelinin hak sahibine ödenmesine karar verilir ve bu karar, tapu dairesine ve paranın yatırıldığı bankaya bildirilir. Tescil hükmü kesin olup tarafların bedele ilişkin temyiz hakları saklıdır. Hükmüne yer verilmiştir.
Kanunun bu açık düzenlemesinden de anlaşılacağı gibi, idarece hak sahibi adına para yatırılmadan tescile karar verilmesi olanaklı değildir. Kamulaştırmanın peşin para ile yapılması asıl olduğundan ödemede de bir gecikme söz konusu olamaz. Ancak, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 3. maddesinde; Peşin para ödemenin istisnası açıklanarak “..en fazla beş yıl içinde faiziyle birlikte ödenmek üzere eşit taksitlere bağlanır. Taksitlere,peşin ödeme gününü takip eden günden itibaren devlet borçları için öngörülen en yüksek faiz haddi uygulanır” hükmüne yer verilmiş, 4650 sayılı Kanunun 1. maddesi ile de 3. maddeye eklenen fıkrada da: “İdarelerce yeterli ödenek temin edilmeden kamulaştırma işlemlerine başlanılamaz” denilmektedir.
Bu düzenlemeye paralel olarak, 3.10.2001 tarih ve 4709 Sayılı Kanunun 18. maddesiyle T.C. Anayasasının 46. maddesinde de değişiklik yapılmıştır. T.C. Anayasası’nın, “Kamulaştırma” başlıklı 46. maddesinin 2. fıkrasında “Kamulaştırma bedeli ile kesin hükme bağlanan artırım bedeli nakden ve peşin olarak ödenir.” Son fıkrasın da ise “İkinci fıkrada öngörülen taksitlendirmeler de ve herhangi bir sebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz uygulanır.” Hükmü yer almaktadır.
Açıklanan bu düzenlemeler ile kamulaştırma işlemi tanımlanmış, özellikleri ortaya konulmuş; kamulaştırma bedeli ve kesin hükme bağlanan artırım bedelinin peşin ve nakden ödenmesi kuralı ve bu kuralın istisnaları açıklanmış; taksitlendirme halinde ve herhangi bir nedenle ödenmemiş olan kamulaştırma bedellerinde kamu alacakları için öngörülen en yüksek faizin uygulanacağı, kabul edilmiştir.
Şu halde, Anayasal ve yasal tanımıyla Kamulaştırma : “İdarenin, kamu yararı düşüncesiyle ve kamu gücüne dayanarak, karşılık parasını -Kanunun takside olanak tanıdığı haller ayrık olmak üzere- peşin vermek şartıyla, bir taşınmaz malı mal sahibinin rıza ve muvafakatine bakılmaksızın edinmesidir.” Şeklinde ifade edilebilir.
Görülmektedir ki, kamulaştırma işlemi, her şeyden önce temelini Anayasa ve Özel Kanunu’ndan alan yasal bir işlemdir. Bu nedenle de, gerek Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinde ve gerekse Anayasa’nın 46. maddesinin son fıkrasında düzenlemeye konu edilen ve kamu alacakları için öngörülen en yüksek faizin uygulanacağı ifade olunan bedel; Kanun gereği taksitlendirneye konu olan ve herhangi bir nedenle ödenmemiş olan ihtilafsız kamulaştırma bedeli ile kesin hükme bağlanan artırım bedelidir. Eş söyleyişle, hukuken geçerli bir kamulaştırma işlemi varsa ve kamulaştırma bedeli de davaya konu edilsin edilmesin sonuçta kesinleşmişse, ancak bu durumda, Anayasa’nın 46. maddesinin son fıkrasında açıklanan faizin uygulanma olanağından söz edilebilecektir.”
Somut olayda, kamulaştırma işlemi kesinleşmiş, taşınmaz maliki idare lehine tapuda ferağ vermiş ancak yasa değişikliği ile X Barajı kamulaştırma işlemleri nedeniyle bedeli ödeyecek idarenin yeniden belirlenmesi ve fakat yeterli ödenek bulunmaması sebebiyle verilen sürede belirlenen kamulaştırma bedeli ödenmediğinden kamulaştırma bedelini tespiti ve tescil davası reddedilmiş, bilahare davacı tarafından taşınmazların ferağı verilmiştir. Bunun üzerine idarece kamulaş tınlan taşınmazlarla ilgili davalar Yargıtay’dan döndüğünde soncuna göre ödeme yapılacağı belirtilerek bankaya bloke edildiği halde kamulaştırma bedeli karşılığı paranın verilmesi talepleri bekletilmiş, yapılan icra takibi üzerine ise ana para ödenerek faize itiraz edilmiştir. Dayalı idare her ne kadar savunmalarında, paranın bankaya bloke edildiğini fakat davacının bilerek parayı tahsil etmediğini iddia etmiş ise de, davacının idareye paranın ödenmesine ilişkin olarak verdiği dilekçesine verilen cevapta Yargıtay’daki dava sonucunun bekleneceği açıkça belirtilmiştir. Hal böyle olunca yukarda yapılan açıklamalar ışığında, herhangi bir nedenle ödenmemiş olan kamulaştırma bedellerinde uygulanacak prosedürün somut olayda tamda uygulanması gerektiği sonucu ortaya çıkmıştır. Bu durumda Anayasa’nın 46/son maddesi uyarınca “ .. . herhangi bir sebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz uygulanır.” Hükmünün burada uygulanması iktiza eder. Bu nedenle davalının faize itirazı yerinde görülmemiştir. Davalı orana ve hesaplamaya itiraz etmediğinden bu hususta araştırma yapılmamıştır. Açıklanan sebeplerle aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Davanın kabulü ile, ..İcra Müdürlüğünün … sayılı takip dosyasındaki davalının takibe itirazının iptaline, takibin devamına ve itiraz edilen faiz miktarının % 40 oranında inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine.
Not: Hüküm 18. HD tarafından onanmıştır.
