-
ehliyet almada sabıka sorunu
Öncelikle çok selamlar .. Benim uyuştrucu kullanmaktan 1996 yılında kesinleşmiş sabıkam vardı . 3 Ay önce sildirdim .. Ehliyet almak için başvurdum . Kursta sildirdiysen sorun yok dedi . Yazıldım kazandım . sertifikamı alıp kart bastırmak için trafik şubesine teslim ettim .. Onlarda daha önceden uyuşturucu kullanmaktan arşiv kaydım oldugu için ehliyet alamıyorsun dediler .. Şaşırdım kaldım .. Kurs beni kandırmış . 400 ytl kursa 190 ytl vergi dairesine harc parası ödedim .. Magdur oldum . Ehliyetimi alabilirmiyim ? alamazsam paramı iade ederlermi ?
Bu konu hakkında yardımcı olur bana bir yol gösterirseniz memnun olurum .
Saygılarımla
-
Bu konuda bilgi verirseniz çok sevinirim.Saygılar.
-
evet
hayır
kararsızım
cevabınızı bekliyorum
seçeneğinizin yanında cevanbınızı belirtirseniz sevinirim tabi zorla değil ama
-
ayalleriniz nedir yapmak istedikleriniz neden su yapıp içtiniz...
-
Türk Halk Edebiyatında Manzum Eserler
Türk Edebiyatı, başlangıcından günümüze kadar, meydana getireni belli olan veya
olmayan, genellikle yabancı etkilerden uzak, Türk halkı arasında yaşayan konuşma
diliyle söylenmiş, halkın kültürünü, duygu ve düşüncelerini yansıtan edebiyata
denir.
Türk Halk Edebiyatı nazmı, halk içinden yetişen, adı bilinen veya bilinmeyen
şairlerin hece ölçüsü ile ve özel biçimlerde meydana getirdikleri manzum
ürünlerden oluşur.
Türk Halk Edebiyatı nazmında; nazım birimi dörtlük, ölçü hece ölçüsüdür.Bunların
istisnaları görülebilir.Belli başlı nazım şekilleri ise, türkü, mani, koşma,
semai vb. ‘ dir.
Türk Halk Edebiyatı, başlıca üçbölümden incelenmektedir.
1- Anonim Halk Edebiyatı
2- Dini Tasavvufi Halk Edebiyatı
3- Aşık Tarzı Halk Edebiyatı
-
*İlk yerli tiyatro eseri:Şinasi / Şair Evlenmesi /1859
*İlk yerli roman :Şemsettin Sami / Taaşşuk-ı Talat ve Fıtnat
*Batılı tekniği uygun ilk roman :Halit Ziya Uşaklıgil/Aşk-ı memnu
*İlk çeviri roman :Yusuf Kamil Paşa/ Fenelon’dan Telemak /1859
*İlk köy romanı :Nabizade Nazım / Karabibik
*İlk psikolojik roman:Mehmet Rauf / Eylül
*İlk realist roman :Recaizade Mahmut Ekrem / Araba Sevdası
*İlk resmi Türkçe gazete :Takvim –i Vakayi
*İlk yarı gazete :Ceride-i Havadis
*İlk tarihi roman :Namık Kemal / Cezmi , A. Mithat / Yeniçeri
*İlk özel gazete :Tercüman-ı Ahval / Şinasi ile Agah Efendi
*İlk pastoral şir:A.Hamit Tarhan /Sahra
*İlk şiir çevirisini yapan ,ilk makaleyi yazan ve noktalama işaretlerine ilk kez kullanan ilk Türk gazeteci :Şinasi
*Aruzla ilk manzum tiyatro eseri yazan :A.Hamit /Eşber veya Sardanapal
*Heceyle yazılan ilk manzum tiyatro eseri:A.Hamit/Nesteren
*İlk bibliyografya:Keşfü’z Zünun /Katip Çelebi
*İlk hatıra kitabı :Babürşah /Babürname
*İlk hamse yazarı :Ali Şir Nevai
*İlk tezkire :Ali Şir Nevai /Mecalisün Nefais
*İlk antolojisi:Ziya paşa /Harabat
*İlk atasözleri kitabı :Şinasi /Durub-i Emsal-ı Osmaniye
*İlk mizah dergisiiyojen /Teodor Kasap
*İlk hikaye kitabı :A:Mithat /Letaif-i Rivayet
*İlk fıkra yazarı :Ahmet Rasim
*İlk Türkçe yazılan ilk kitap :Kutadgu Bilig
*İlk siyasetname :Kutadgu Bilig
*İlk mensur şiir örneklerini veren :Halit Ziya
*Şiirde ilk defa Türk kelimesini kullanan :Mehmet Emin Yurdakul
*Dünya edebiyatındaki ilk modern roman :Cervantes/Don Kişot
*İlk makale :Tercüman-ı Ahval Mukaddimesi
*İlk edebi bildiriyi yayımlayan topluluk:Fecr-i Ati
*Mesnevi tarzında yazılmış ilk eser : KUTADGU BİLİG
*İlk seyahatname : MİR’ATÜL MEMALİK / SEYDİ ALİ REİS
*İlk Edebiyat tarihçimiz: Abdulhalim Memduh Efendi
*Batı anlayışındaki ilk edebiyat tarihçimiz: Fuat Köprülü
*Dünya edebiyatındaki ilk hikayeci ve eseri: Boccaio Decamkeron
*Sahnelenen ilk tiyatro: Namık Kemal / Vatan yahut Silistre
*Kafiyeyi şiire serperek klasik nazım şekillerinden farklı ilk örnekleri veren: TEVFİK FİKRET
*Türkçenin ilk dil bilgisi kitabı: Süleyman paşa / SARF-ı TÜRKİ
*İlk naturalist eserimizin yazarı Nabızade Nazım / Zehra
*Divan Edebiyatında mahallileşme akımının temsilcisi: Nedim
*Şarkıyı icat eden: NEDİM
*İlk tarih ve coğrafya ansiklopedisi: Kamus'ul Alam
*İlk sözlüğümüzivan-ı Lügat-it Türk
*İlk Türkçe sözlük:Şemsettin Sami:Kamus-ı Türki
*İlk özdeyiş örneklerini veren: Ali Bey / Lehçet’ül Hakayık
*İlk didaktik şiir örneğimiz ve aruzla yazılan ilk eserimiz:Kutadgu Bilig
*Türk adının geçtiği ilk Türkçe metin :Orhun Abideleri
*Edebiyatımızda objektif eleştirinin nasıl olacağını ilk açıklayan:R. Mahmut Ekrem
*Edebiyatımızdaki milli dönemin açılmasına öncülük eden: Mehmet Emin Yurdakul
*Konuşma diliyle yazılmış ilk hikayenin yazarı: Ömer Seyfettin
*Edebiyatımızda ilk kafiyesiz şiirini yazan :A. Hamit / Validem
*İlk köy şiiri: Muallim Naci / Köylü Kızların Şarkısı
*İlk alfabemiz:Göktürk Alfabesi
*Tekke şiirinin babası: Ahmet Yesevi
*İlk Türk destanı :Alp Er Tunga Destanı
*Bizde batılı anlamda ilk eleştiriyi yazan:Namık Kemal
*Bizde epik tiyatro türünün kurucusu: Haldun Taner
*İlk kadın romancımız:Fatma Aliye Hanım
*Süslü nesrin ilk temsilcisi: Sinan Paşa
*Dünyanın bilinen ilk destanı:Sümerlerin Gılgamış Destanı
*Dünyanın halen yaşayan ,en büyük ve ilk Müslüman Türk Destanı: Kırgızların Manas Destanı
*Edebiyat kelimesini bizde ilk kullanan: Şinasi
*Kurtuluş savaşımızı doğrudan işleyen roman :Ateşten Gömlek
*Komedi türünün ilk büyük ustası:Aristofanas
*Trajedi türünün ilk büyük ustası:Aiskylos
*İlk uyarlama tiyatro eserinin yazarı :A.Vefik paşa
*Deneme türünün kurucusu:Montaigne
*İlk divan şairi:Hoca Dehhani
*Hikayede gerçek anlamda ilk kez Anadolu'yu işleyen: Refik Halit Karay
*En başarılı psikolojik roman yazarımız: P.Safa / 9.Hariciye koğuşu
*İlk çocuk şiirlerini yazan: Tevfik Fikret / Şermin
*Dilde sadeleşmeyi savunan ilk yayın organı: Genç Kalemler
-
ben sitede gördüğüm eksiklikler var onları söylüyorum yöneticiler e duyrulur ; güncel haberler ( hayatın içinden bölümüne açılıcak haberlerin yayınlanacağı başlık yok ), sağlık bölşümü yok, buçların yayınlanacağı bölüm yok, kişisel gelişim, din ile ilgili konular yok, (Eğitim bölümü)
Eğitim yazıları - Eğitim problemleri ve Rehberlik hakkında fikirlerinizi paylaşabileceğiniz bölüm.. forum yunları
mesela üyeler dışındakilerin giremeyeceği bir bölüm olabilir haftanın konuğu v.b.....
yanlız bir mesele var bunları tek üstlenemem ama üyelerimiz de az belkiş açılmama konusun da bu da olabilr ama bunların olacağı bir başlık olması lazım ben ce sizden de yorum bekliyorum
ama sakın kise kızmasın bunları kendim için değil sitenin faydaları için daha çok gelişmesi için söylüyorum şimdiden ilgililere teşekkürler
-
Anadolu Selçuklularının dağılmasından sonra Selçukluların hakim oldukları topraklar üzerinde çeşitli adlar altında çok sayıda beylikler kuruldu. Bu beyliklerden Karamanoğulları, Selçukluların sahip oldukları topraklar üzerinde değil, başka bir devletin, Kilikya Ermeni prensliğinin toprakları üzerinde kurulmuş tek beyliktir. Karamanoğulları beyliğinin Ermeni prensliği içindeki toprakları, Kilikya Ermeni prensliği içindeki Rubenian hanedanının hakim olduğu topraklarla sınırlı kalmıştır. (Rubenianlar, Sultan Selahattin’in Kilikya’ya girmesiyle prensliğin yönetimine gelmişler, Selahattin’in Kilikya’dan ayrılmasıyla da iktidarı Hetumianlara kaptırmışlardır. O nedenle o sırada iktidarda bulunan Hetumian hanedanı ile iktidar çekişmesi içindeydiler. Rubenianlar Türklerle bir yakınlaşma içine girmişlerdi. Pek çoğu Türkçe isimler kullanıyorlardı.)
Karamanoğulları, Selçuklu toprakları dışında bir bölgede kurulmasına rağmen en güçlü ve en uzun ömürlü beylik olma özelliğine sahiptir. Anadolu’da kurulan beyliklerin çoğu kurumsal devlet yapılanmasını gerçekleştirememişlerdir. Karamanoğulları ise rekor sayılabilecek kadar kısa bir sürede ve o döneme göre mükemmel sayılabilecek kadar düzgün bir devlet yapılanmasını gerçekleştirmişlerdir. Tarihçilerin bildirdiğine göre Nureddin Sofi önderliğinde Sivas dolaylarından toplanıp getirilen göçebe Türkmenlerden oluşan bir beyliğin, hiçbir devlet tecrübeleri olmadığı halde bu kadar kısa sürede ve düzgün bir devlet yapılanmasını gerçekleştirmesi çok şaşırtıcıdır. Karamanoğullarının ilk kurulduğu sırada, Ermenek, Mut ve Gülnar’ın ele geçirilmesi sırasındaki 10 binleri ancak bulan asker sayısı çok ani ve aşırı bir artışla kısa sürede 70 binleri bulmuştur. Asker sayısı bu kadar ani artış gösteren başka bir beylik yoktur. Osmanlı kayıtlarında Karamanoğlu topraklarından diyar-ı Rum diye bahsedilir. Diğer beyliklerde Arap harfleri kullanılırken Karamanoğullarında Grek alfabesi kullanıldığı için bu şekilde anıldığı sanılmaktadır. Karamanoğullarının “Karamanlika” denilen bir yazı dili kullandıkları iddia edilir. Yapılan araştırmalarda Karamanoğullarına ait çok sayıda Türkçe ve Grek harfleriyle yazılmış Hıristiyan mezar taşları bulunmuştur. En fazla Hıristiyan nüfus bulunduran beylik Karamanoğullarıdır. Türk devletlerinde İslamiyetten önceki devirlerde Devlet yöneticisine Han veya Hakan İslamiyeti kabul ettikten sonra ise Padişah veya Sultan ifadesi kullanılmıştır. Devletin idare merkezine Taht-Karaman ve yöneticisine Kral ifadesini kullanan tek beylik Karamanoğullarıdır. Gerek Selçukluların gerekse gelecekte büyük bir imparatorluğu kuracak olan Osmanlıları en çok uğraştıran tek beylik Karamanoğullarıdır. Osmanlılar Sofya’ya kadar inen Haçlı kuvvetlerini karşılamaya gittiklerinde, Osmanlı Devletini arkadan vurmakta da tereddüt etmeyecek kadar bela olan bir beyliktir. Selçuklulardan beri resmi yazışmalar ve ilimde kullanılan Arapça ve Farsça olmasına rağmen, “Türkçeden başka dil” kullanılmaması hakkında ferman yayınlayan tek beylik Karamanoğullarıdır.
-
Öncelikle çok selamlar .. Benim uyuştrucu kullanmaktan 1996 yılında kesinleşmiş sabıkam vardı . 3 Ay önce sildirdim .. Ehliyet almak için başvurdum . Kursta sildirdiysen sorun yok dedi . Yazıldım kazandım . sertifikamı alıp kart bastırmak için trafik şubesine teslim ettim .. Onlarda daha önceden uyuşturucu kullanmaktan arşiv kaydım oldugu için ehliyet alamıyorsun dediler .. Şaşırdım kaldım .. Kurs beni kandırmış . 400 ytl kursa 190 ytl vergi dairesine harc parası ödedim .. Magdur oldum . Ehliyetimi alabilirmiyim ? alamazsam paramı iade ederlermi ?
Bu konu hakkında yardımcı olur bana bir yol gösterirseniz memnun olurum .
Saygılarımla
-
-
-
-
-
-
Halil Bey arabasına atlamış evine doğru yol alıyordu. Bir yandan ramazan ayı son orucunun ağırlığı, bir yandan bayram telâşı, bir yandan da arife günü olmasına rağmen tatil edilmeyen işin bitmez çilesi kendisini bir hayli yormuştu. Şimdi tek düşüncesi vardı; Bayram dolayısıyla aldığı hediyeleri evine ulaştırmak, dört gözle yolunu bekleyen çocuklarını sevindirmek…
İftar yaklaştığı için yollar kalabalık, trafik sıkışıktı. Halil Bey günün yoğun geçmesinden dolayı diğer günlere kıyasla daha fazla acıkmıştı. Bu açlık kendisinde halsizlik oluşmasına, başının dönmesine sebep oluyordu: “Bir kaza olmadan, sağ salim eve ulaşırım inşallah!” diye dua ediyordu.
İşte bu anda anîden yanan kırmızı ışığı görünce geçip geçmemekte kararsız kaldı. Önündeki araba durunca oda firene bastı, ama biraz geç kalmıştı. Tekerlekleri kayan araba öndeki araca hafifçe çarptı. Halil Bey önemli bir kaza olmadığı için şükür ediyordu ki gözlerine inanamadı; Çarptığı aracın iri yarı şoförü hızla kapıyı açmış, elinde koca bir bezbol sopasıyla öfkeli öfkeli kendisine doğru geliyordu. “Gelişinden belli, kesin dövecek” diye düşündü. Karşılık mı verseydi acaba? “Hayır! Bu hiçbir işe yaramaz” dedi kendi kendine, “Adam dev gibi, elimi kaldırmaya fırsat vermeden beni mahveder” diyordu. Ne yapmalıydı Allah’ım! İşte adam iyice yaklaşmıştı. Bekli de az sonra kendini kaybedecek, gözlerini hastanede açacaktı. Adam varmıştı işte kapıya. Sağ eliyle sopayı sıkıyor sol eliyle de kapıyı açıyordu. Hemen adamı yatıştıracak bir şeyler söylemeliydi. Halil Bey, daha adam kapıyı açar açmaz, ağzını açmasına bile fırsat vermeden, zoraki tebessümle sağ elini ona doğru uzatıp; “bayramınız mübarek olsun” dedi, “size bir şey olmadı inşallah?” dedi.
Adam kendisine uzanan bu dost eli karşısında kısa bir şok geçirdi. Az önce avına saldırmak için bekleyen aslanın hırçın bakışlarını andıran bu gözlerde şimdi mahcubiyet okunuyordu. Halil Bey adamın sopayı saklamaya çalıştığını fark etti. Hala korkudan titreyen ellerini onun omzuna koyup; “size bir şey olmadıysa endişelenmeye gerek yok. Cana gelecek olan mala gelsin. Öyle değil mi?” dedi. Adam söyleyecek söz bulamıyordu. Ağzından dökülen iki üç cümleyle ancak şunları diyebildi: “Sizinde bayramınız mübarek olsun efendim. Bizde de, arabalarımızda da önemli bir hasar yok. Hadi! İftara geç kalmayalım. Size uğurlar olsun…
-
BİR BİLENE SORMALI
Ömer zamanın da oruç ayı geldi. Birkaç kişi bir dağın tepesine
koştu. Oruç ayının Hilalini görüp kutlulanmak, onu hayra yormak istiyorlardı. Birisi “ Ey Ömer, işte hilal” dedi. Ömer gökyüzüne baktıysa da ayı göremedi. “ Bu ay senin hayalinden meydana geldi. Yoksa ben, gökleri senden daha iyi görürüm. Tertemiz hilali nasıl olur da görmem? Elini sıvazla. Ondan sonra hilale bak!” dedi. Adam elini ıslayıp kaşını sıvazlayınca ayı göremedi. “ Padişahım, ay yok görünmez oldu” dedi. Ömer dedi ki: “Evet, kaşının kılı seni şüphelendirdi: yaydan sana bir ok attı” Onun yolunu bir eğri kıl kesti, o yüzden ayı gördüm diye davaya kalkıştı. Bir eğri kıl gökyüzüne perde olursa bütün vücudun eğri olunca halin ne olur? Her Cüzü’nü doğrulara uyup doğrult. Ey doğru yola giden,o eşikten baş çekme! Teraziyi, terazi doğrulttuğu gibi terazinin değerini azaltan da yine terazidir.
Doğru olmayanlarla tartılan eksikliğe düşer, aklı şaşar kalır. Yürü kafirlere karşı şiddetli ol; ağyarın dostluğuna toprak saç! Ağyarın başına kılıç kesil; kendine gel; tilkilik etme, aslan ol ki dostlar gayretleri yüzünden senden kesilmesinler! Çünkü dikenler, bu güle düşmandır. Ateşe üzerlik tohumu serper gibi kurtların başına ateş serp; çünkü o kurtlar, Yusuf’un düşmanlarıdır. Kendine gel, Şeytan sana “ babasının canı” der bu suretle o lain seni aldatır
Bu kara yüzlü babana da bu şeytanlığı yaptı Ademi’ de mat etti. Bu kuzgun, satranç başın da çeviktir. Yarı uykulu gözle kuzgunu doğan görme! Çünkü o kadar çok oyunlar bilir ki boğazında bir çöp gibi kalakalır.! Onun çöpü boğazlarda durur. O çöp nedir? Mevki ve mal sevdası. Ey kararsız kışı, mal çöpten ibarettir. Ama boğazındaysa Abıhayatı içirmez. Malini, düzenbaz bir düşman çıkacak olsa bir yol keseni, başka bir yol kesen dolandırmış demektir.
Bir hırsızcağız, bir yılan oynatıcısının yılanını çaldı. Aptallığından onu ganimet saymaktaydı. Yılancı, yılanın zehirlemesinden kurtuldu. Yılan da hırsızını ağlatıp inleterek öldürdü. Yılancı, o ölü adamı görüp tanıdı, “onu benim yılanın öldürdü,canından etti. Hırsızı bulayım da yılanımı ondan alayım diye dua edip duruyordum,Gönlüm yılanımı bulmayı istiyordu. Tanrıya şükrolsun ki o dua kabul edilmedi. Ben duamın kabul edilmeyişini ziyan sandım ama bana faydaymış dedi.” Nice dualar vardır ki ziyanın helak olmanın ta kendisidir. Pak tanı, onları kereminden kabul etmez.
-
-
-
...Tüm Trabzon taraftarlarına selam ve sevgiler....
Buraya her tür haber sevinç,üzüntü yazabilirsiniz...
Bize köşe veren dostlara teşekkürler...
akdevrim,istanbul.
-
-
-
Ulkemizin yetiştirdiği nadir insanlardan super vali olarak tanınan sayın Recep YAZICIOÐLU anısına...
"Bizler hiçbir şeyden şüphe duymuyoruz. Üretici olamıyoruz. Bizler sadece bekliyoruz. Vali tebdili kıyafet giysin Denizli'yi kurtarsın. Başbakan Türkiye'yi kurtarsın. Böyle bir şey yok. Kurtarıcı halktır. Halkın örgütlü gücüdür, halkın katılımıdır. Problemler bu şekilde çözülür. Ama biz hep kurtarıcı, kurtar bizi ana, kurtar bizi baba gibi yetişme tarzımızdan kaynaklanan beleşçi bir yaklaşım içindeyiz. Bu nedenle bizden dinamik bir yapı, dinamik, özgür, üretken beyinler çıkmıyor .."
HAYATI
2 Haziran 1948'de Trabzon'un Sürmene ilçesinde doğan Recep Yazıcıoğlu, yüksek öğrenimini Ankara Hukuk Fakültesi'nde tamamladı. 1975 yılında askerliğini Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nda asteğmen olarak yaptıktan sonra, 1968 yılında, Aydın Maiyet Memuru olarak göreve başladı. 1971 - 1984 yılları arasında sırasıyla Kalkandere, Bahçe, Hamur, Ayvacık, Kırıkhan, Alaca, Akçakoca kaymakamlıkları görevinde bulundu.
1984 yılında Tokat Valiliği'ne atandı. Daha sonra, 14 Ağustos 1989'da Aydın Valisi olarak göreve başladı. 19 Ağustos 1991 tarihinde Erzincan Valiliği'ne atandı ve bu görevinden sonra, 26 Eylül 1999'da da Merkez Valiliği'ne getirildi. Evli, üç çocuk ve bir torun sahibi olan Recep Yazıcıoğlu, zaman zaman yaptığı sistem eleştirileriyle ve aykırı görüşleriyle dikkat çekti. Son olarak Denizli Valiliği görevinde bulunan Yazıcıoğlu, 2 Eylül 2003'de Eskişehir-Ankara Yolu üzerindeki Temelli Belediyesi yakınlarında trafik kazası geçirdi. Ankara İbn Sina Hastanesi'ne yatırılan Yazıcıoğlu, kazadan iki gün sonra bitkisel hayata girdi.
Türk halkının yakından tanıdığı ve çok sevdiği Vali Recep Yazıcıoğlu, 8 Eylül 2003'de Ankara İbn Sina hastanesi'nde vefat etti. Cenazesi bir gün sonra, Söke ilçesinde defnedildi.
FELSEFESI
Sistemin işleyişine sık sık ağır eleştiriler getiren Yazıcıoğlu halkın sistemin içerisinde olmadığını bundan dolayı bürokrasinin hantallaştığı ve bu yüzden yerinden yönetim sisteminin uygulanması gerektiğini dile getirmiştir.
Vilayet yönetimleri dönemindeki uygulamaları üniversitelerde tez konusu olan Recep Yazıcıoğlu Tokat Valiliği sırasında torba bütçe uygulamasıyla ile Cumhuriyetten buyana yapılan dersliklerden daha fazla derslik kazandırmıştır.
Vali Yazıcıoğlu Erzincan Valiliği sırasında doğa sporları ile uğraşmış ve yörenin doğa sporları turizmine açılmasına katkı sağlamıştır.
Denizli'nin Acıpayam İlçesi'ne bağlı Eskiköy'de vatandaşlar tarafından yaptırılarak iki köyü birbirine bağlayan köprüye trafik kazasında yaşamını yitiren eski Valisi Recep Yazıcıoğlu'nun adı verildi.
YAZICIOGLU'NDAN DERLEMELER
• Bizim yetişme tarzımızda, eğitim sistemimizde yasakçı bir anlayışı var. Tartışma, sorgulama, araştırma ve eleştiri yok. Ezilmiş, bozulmuş, yasaklanmış, kalıplara sokulmuş, siyah beyaz dediğimiz mutlak doğrularla yatıp kalkan bir kültür, eğitim sistemimiz var. Biz halk olarak mutlak doğrulara teslim olmuşuz. Halbuki ne sosyal alanda, ne teknik alanda mutlak doğru yoktur. (Neden Çağdaş Uygarlık Düzyine Ulaşamdık diye soran çocuğa ölmeden önceki son röportajından)
• Herkes sisteme teslim, yeniden yapılanma için eylem yok. Halkın talebi yok. Halkımız duyarsız, ilgisiz. Çarkıfelek'e, Sibel Can'a gösterdiği ilgiyi değişime göstermiyor. Siyasi iktidar bindiği dalı neden kessin? Duyarsız yığınlar kendi varlığının farkına varmadı, çünkü örgütlenemedi. Bana sorarsanız millet sınıfta kaldı. Halkımız korkuyor çünkü ana dayağı, baba dayağı, polis dayağı, asker dayağı ile halkımızı korkutuyoruz. Bu kadar dayaktan sonra duyarsız oluyor. O kadar ki; kendisine zararlı olan yiyecek ve içecekleri söylüyoruz adam anlamıyor. Beyaz ekmek yeme, beyaz ekmek demek nişasta demek, tansiyon, kolesterol demektir diye anlatıyoruz, adam yine gidip beyaz ekmek alıyor. Boyalı içecek içme diyoruz, tabii içecek, ayran iç diyoruz adam anlamıyor. İçki, sigara tüketimi ve kumar oynamada dünyada dördüncüsüyüz. Bu muazzam halktan ne beklenir!"
• Türkiye'de Genel Müdürlükler kendi kozasını örmüş devlet içinde birer dükalıktır. Bunların bir bayrakları eksik. Bunlara bir de bayrak verilirse dükalık oldukları açıkça görülecektir. Fakat, Allah'tan kanunlar engel olduğundan bunu yapamıyorlar.
• "Tüten insan çağdaş olmaz."
• "Bu iş devletin işi. Biz hizmet makamıyız, naz makamı değil."
• "Denizli Tekelistana dönmüş. Her köşe başında bir Tekel bayii var”
• “Artık bundan sonra cafe ve benzeri yerler İngilizce isim kullanmayacak, yani ‘cafe’ değil ‘kahve’ yazılacak” Bir Hafta Sonra Öldü.
• "Bizim toplum söyleniyor ama söylemiyor. "
• "Kim "Kutsal Devlet" diyorsa, kutsal değerlere küfür ediyordur."
• "Bu Sistem Değişmeli" 1.Kitabının kapak sözü
• "Sil Baştan" 2. Kitabının kapak sözü
• "Devletin kutsalı olmaz. Kutsal olan insandır, millettir, duygudur. Üç-beş kişinin biraraya gelip kurduğu yönetim organizasyonunun adı olan devletin nesi kutsal."
• "Bizde demokrasi talebi yok; bu yüzden de antidemokrat adamlar istedikleri gibi at koşturuyorlar."
• "Atçalı Kel Mahmut 1826"da hademe olarak çalıştığı valiliği basar ve kendini vali ilan eder. Buna ilk demokrasi girişimi deniliyor. İşte ilk demokrasi girişimi böyle olursa, bugünün demokrasisi de böyle olur...
• Kendi çıkarlarını korumak isteyenler önce "sistem elden gidiyor, rejim tehlikede" derler.
• "Ülkenin dirliği" hep, menfaatlere çalışıyor. Kim bu ülkenin dirliğini savunanlar, bir düşünmek gerekiyor.
• Sistem ya da rejim halkı içine çekerek güçlendirilir. Askerdeki Kürt çavuşlara bir bakın bakalım nasıl da çakı gibi askerlik yapıyorlar. Doğu halkı sistemin içine çekilip sorumluluk verilseydi bugün doğu sorunu olmazdı."
• “Bir gün kaymakamı ziyaretinde içeride ocak bucak başkanları, çivi karaborsacıları, lastik bilmem necileri var iken, kaymakamın babasına “Otur” yerine “Ne var Mustafa Bey” diye sorması”, babası ile kaymakamın ilişkilerini koparıyor ve dört yıl görüşmüyorlar.(bundan sonra Kaymakam olmaya karar veriyor.
• "Ben öyle aman aman şeyler söylemiyorum. Söylediklerim 5 yıllık kalkınma planlarında yazan, hükumet programlarında yeralan, Meclis'ten geçmiş ama hayata geçememiş konular. Karnımdan değil yürekten konuşuyorum"
• Mezar taşına şunu yazdırmayı düşünüyor;
"Hür, demokrat, adam gibi bir ülkede yaşayamadan gitti".
• "Devlet kademesinde yükselmenin üç yolu olduğunu vurgulayarak, Valilik abartılmamalı. Her görev önemlidir. Önemli olan geldiğin konumun yükseklik derecesi değil, yaptığın iş ne olursa olsun onun en iyisini yapmaktır. Ben de işimi yapmaya çalışıyorum.
• "İnsanlar devlet kademelerinde nasıl yıkselir diye sorulursa, ya hak ederek, ya sürünerek ya da yaltaklanarak yükselirler. Bu gibi pek çok yöntem vardır. Ben hak ederek geldiğime inanıyorum.
• "Tavşan korktuğu için kaçmaz, kaçtığı için korkar.
• "Gidemediğimiz yer bizim değildir
-
Seninle benim aramada ya da seninle diğerlerinin arasında farklı olan ne?Farklısın ama neyinle farklısın benden ya da diğerinden...sokaktakinden ya da otobüs durağındakinden...;)Ben çok cadıyım mesela sen sen?
-
-
-
-
-
-
-
Nedir şiir?:confused:
Beyazı anlatırken mesela,
palete bir fiske uçuk pembe katarak,
harfleri uçurmaktır,:)
bir kelebek misali bahar dallarında...
Nedir şiir?:confused:
Çeliğe su verir gibi,
sert bir metali harflerin çanağında eriterek,
yüreğinin harında,
fırınlamayı başarmaktır kimi zaman...
Kimi zaman da,
bir somun ekmeğin taze tadında,
hasrete tuz basmaktır,:eek:
açlığın her kanayışında...
Nedir şiir?:confused:
Bazen dümdüz gidilebilecekken bir ovaya,
dağ bayır yokuş tepe,
tırmanarak,
çıkmaktır soluk soluğa...
Hani,
hani var ya,
gidilecek yer de aynıyken,
biri dümdüz hiç yorulmadan varır,
diğeri omuzlar düşmüş iki yana,:cool:
rengi solmuş dizelerin,
ama sinsi ve muzip bir keyif vardır o dolanbaçlı anlatımda,:D
işte şiir böyle acaip bir iştir,
yazanı da ya çokça zekidir,
ya mecnun kendi çapında,
budur işte şiir ,
NİLGÜN'ÜN mısralarında...
24.112008/23.57
-
-
-
-
iyi günler,
Açılacak olan bir katkı payı davasının masrafları hakkında beni bilgilendirebilirmisiniz.
Bu tarz bir davayı kendim takip edebilirmiyim ? veya çok profesyonel
ilgi gerektirebileceğinden bir avukat ile anlaşmam daha mı uygun olacaktır ?
Bu tür davalarda avukat ücretinde yöntem hak kazanılan gayrımenkullerin mahkemece tespit edilen değeri üzerinden anlaşılan bir orandamıdır ?
Cevaplarınız için teşekkürler,
Nihat
-
Dikkat edin aslanlar sizi yemesin.:rolleyes::D
-
Nihayet sitemizde gs köşesi kuruldu.:D
-
-
Unutkanlık herkesin en büyük düşmanlarından biri. Aklimizi daha iyi kullanmak ve unutkanlığı azaltmak elimizde. Nasıl mı?
Unutkanlık sorunu, yaslanan insanin en önemli korkularındandır. Özellikle 50'li yaslar sonrasında ufak tefek unutkanlıklar ile ciddi bellek sorunları birbirine karıştırılır.
Orta yaslıların nerdeyse yarısı kendilerinde bir bellek kaybı sorununun başladığını zanneder. Hemen belirtelim! Bunların çoğu küçük ve hoş unutkanlıklardır. Hayati tatlandıran ve keyif katanlar biraz da bu nükteli olaylardır!
Belleği güçlü tutmanın pek çok püf noktası, uyulması gereken çok sayıda kuralı var. Harvard Tip Okulu öğretim üyesi Dr. Horon P. Nelson zinde bir beyne sahip olmanın temel kurallarını söyle sıralıyor:
*Hipertansiyonu ve kolesterol yüksekliği sorununu önleyin ya da kontrol altına âlin.
Kalbiniz için kötü olanın beyniniz için de kötü olduğunu unutmayın.
*Alkolü azaltın.
Erkeklerin iki, kadınların bir ölçüden (bir ölçü içkiyi ‘bir bardak şarap' olarak kabul edebilirsiniz) daha fazla alkol kullanması beyin hücrelerini tahrip etmektedir.
* İyi ve kaliteli uyku uyuyun.
İyi bir uyku için ortalama 8 saat gerekir. Kaliteli uyku beynin yeni öğrenilenleri pekiştirmesini sağlar. Öğrenilmiş bilgilerin pekiştirilmesinin uzun süreli belleğin en önemli desteği olduğu biliniyor.
*Stresinizi iyi yönetin.
Ölçülü ve kontrollü stres dikkati yoğunlaştırmakta, odaklanmayı arttırmaktadır. Kontrolsüz, uzun süreli ve aşırı stres ise dikkati sürdürme kapasitesini yok etmekte, unutkanlığı tetiklemekte, kortizon hormonunu yükselterek beynin bellek için önemli bölümlerinde hasar geliştirmektedir.
*Yeni şeyler öğrenmeye devam edin.
Her yeni bilgi ve beceri birer bellek egzersizidir. Yeni sporlar, hobiler, araştırma alanları, heyecanlı ve zevkli problemler, ezberlenen yeni şiirler ve yeni diller beyniniz için en güçlü vitaminlerdir.
*Tembelliği bırakın.
Zihinsel faaliyetlerinizi sınırlamayın. Özellikle televizyon seyretmek gibi pasif faaliyetleri azaltın. Televizyon karsısında geçirdiğiniz saatler sadece bedensel değil, ruhsal sağlığınızı da kötü yönde etkiler.
*Her gün egzersiz yapın.
Günde 30–45 dakika, haftada en az 4 gün yürümeye, is saatlerinde daha çok aktif olmaya, kısa mesafelerde taşıt kullanmamaya çalısın. Özellikle yürümenin beyin sağlığı ve yeniden yapılanma sürecini olumlu yönde etkilediğini gösteren çok sayıda kanıt var. Beynin yeni yetenekler kazanabilmesi beyin hücreleri arasında güçlü ve yoğun yeni bağlantılar oluşturabilmesinin baslıca desteklerinden biri de düzenli ve ilimli egzersizlerdir. Bizim önerimiz fırsat buldukça yürümenizdir.
*Kullandığınız ilaçları yeniden gözden geçirin.
Özellikle beyni etkileyen ilaçları doktor önerisi olmadan kullanmayın. Depresyon giderici, uyku verici, ruhsal gevşetici ilaçlara komsu, es dost tavsiyeleri ile başlamayın.
*Reçetesiz satılan ilaçları rasgele yutmayın.
Doğal ya da zararsız diye kullanabileceğiniz bitkisel ürünlerin (valerianlar), besin desteklerinin (melatonin) ve diğerlerinin (hüperzin, Sem’e) beyin hücrelerinizi üzebileceğini, zihinsel fonksiyonları bozabileceğini unutmayın. Antihistamik- antialerjik ilaçları özellikle alüminyum içeren antiasitleri ve uyku kolaylaştırıcıları doktorunuzla konusmadan uzun süre kullanmayın.
*Vitaminlerden yararlanın.
E ve C vitamini gibi antioksidan vitaminlerin, selenyum gibi serbest radikal avcısı minerallerin hücreleri oksitlenmekten koruyan güçlerinden faydalanabilirsiniz. Yeteri kadar B vitamini, özellikle B12 vitamini aldığınızdan emin olun. Dengeli bir beslenmenin de yaslılıkta vitamin eksikliğine yol açabileceğini hatırlayın.
*Hayata bağlı kalın.
Hayatınıza önem katan bağları iyice sıkılaştırın. Huzurunuzu koruma ve güçlendirmeye bakin. Aileniz, dostlarınız, isiniz, hemşerilik ve vatandaşlık bağlarınıza, inançlarınıza daha sıkı sarılın, insanlarla daha sık birlikte olmaya, aileniz ve arkadaşlarınızla olumlu ilişkiler kurmaya ve sosyal aktivitenizi çoğaltmaya çalısın. İyi sosyal ilişkileri olan yaslılarda bellek fonksiyonları bozulmuyor. Sosyal ilişkiler bir taraftan zihinsel egzersizleri yoğunlaştırıyor, diğer taraftan çeşitli olayların ruhsal travmalarını hafifletmeye yardımcı oluyor.
-
TÜKETİCİ SORUNLARI HAKEM HEYETLERİNİN ÇALIŞMA USUL ve ESASLARI
Satın aldığınız herhangi bir mal veya hizmetin ayıplı (kusurlu) olduğunu fark ettiğinizde öncelikle o mal veya hizmeti aldığınız satıcı veya sağlayıcı ile görüşmeniz gerekir. Sorunu çözemiyor ve karşı taraf yükümlülüğünü yerine getirmiyorsa, firma yetkilileri ile görüşmenizde yarar vardır.
Bu tür görüşmelerde yasal haklarınızı (malın iadesi, malın yenisi ile değiştirilmesi, malın tamiri, malın özürü kadar değerinden indirilmesi) bildiğinizi ve seçimlik haklarınızdan hangisini tercih ettiğinizi belirtmeyi unutmayın.
Her şeye rağmen, sonuç alamadıysanız, mal ya da hizmeti satın aldığınız yerde bulunan;
*Tüketici Sorunları Hakem Heyetlerine,
*Tüketici Mahkemelerine,
başvurmalısınız. Böyle bir durumda hakkınızı aramamanız sadece o mal veya hizmet nedeniyle sizin zarara uğramanızı değil, aynı zamanda tüketiciye saygılı olmayan satıcıyı ödüllendirmek ve başka tüketicilerin de benzer mağduriyetlere uğramasına sebep olmak anlamına gelir.
HAKEM HEYETLERİ VE TÜKETİCİ MAHKEMELERİ NEREDEDİR?
Hakem Heyetleri illerde Sanayi ve Ticaret Müdürlüğü, ilçelerde ise Kaymakamlık binalarındadır.
81 İl Müdürlüğü ile 851 ilçede Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri bulunmaktadır.
Tüketici Mahkemeleri ise her il ve ilçenin Adliye binalarında bulunmaktadır.
NEREYE BAŞVURULMALI?
Satın aldığınız ve şikayet konusu olan mal ya da hizmetin değeri 1 Ocak 2007’den itibaren 792.12 YTL’nin (Parasal sınır her yıl DİE’nin TEFE’de meydana gelen yıllık artış oranında artırılır.) altında ise sorunun çözümü için Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvurmanız zorunludur. Bu durumda, hakem heyetlerinin aldığı karar bağlayıcıdır.
Hakem heyetinin lehinize verdiği karara satıcı veya sağlayıcının uymaması durumunda İcra Müdürlüğüne müracaat edebilirsiniz.
Hakem heyeti kararı, aleyhinize çıktıysa 15 gün içinde Tüketici Mahkemesine itiraz edebilirsiniz. İtirazı görüşen Tüketici Mahkemesinin kararı kesindir.
Şikayet konusu olan hizmetin değeri 792.12 YTL’nin üstünde ve 2.067,89 YTL.’nin altında ise Hakem Heyetlerine başvurulabileceği gibi, Tüketici Mahkemelerine de başvurulabilir.
Ancak bu durumda, Hakem Heyetlerinin kararı delil niteliğinde olup, bağlayıcı değildir. Lehinize olan heyet kararına karşı tarafın uymaması halinde Tüketici Mahkemesine başvurmanız gerekecektir.
BAŞVURUNUZU NASIL YAPACAKSINIZ?
Şikayet konusunu içeren dilekçe ve ekinde konuya ait belgelerle (fatura, satış fişi, garanti belgesi, sözleşme vb.) bizzat başvurabilirsiniz.
Yazılı dilekçenizde,
• Satın aldığınız mal ya da hizmetin ne olduğunu, özelliklerini,
• Malın ne zaman teslim edildiğini ya da hizmetin ne zaman ve nerede verildiğini,
• Ne kadar para ödediğinizi,
• Sorunun ne olduğunu,
• Satıcı ya da sağlayıcıya durumu ilettiğinizde neler olduğunu,
• Ne yapılmasını istediğinizi anlatın.
-
Borclu askerdır işlemlerın ıptalı ıcın acılacak davalar ıcın vekaletİ nasıl verecektır...asker oldugundan bır proseduru varmıdır?...Davalar borclu kısıtlı sayıldıgından bir avukata nasıl vekalet verebilir.Cevaplarınız için teşekkürler.
-
Tanıma-Tenfiz Davaları için İngilizce Özel Vekaletname Örneği
TC Mahkemelerinde, boşanma davası açmaya, davayı kabule, temyizden feragate, ve Nufus Müdürlüğünde hertürlü işlemi yapmaya
Aleyhime açılmış ve açılacak dava ve takiplerden dolayı T.C
Yargı organlarının, meclislerinin daire ve kuruluşlarının her kısım ve
derecesinde, her yol ve sıfatla beni temsile hak ve menfaatlerimi
korumaya,keza eşim ………………………….’ ın aleyhine açtığım veya eşim
…………………………..’ ın benim aleyhine açacağı BOŞANMA, davaları
ile ilgili Keza Türkiye dışında başka ülke mahkemelerinin vermiş olduğu
boşanma davama ilişkin kararların TANINMASI VE TENFİZİ davaları ile sair kurumlar
ve kişiler aleyhine davalar açmaya, icra takibinde bulunmaya, açılmış
davalara katılmaya, takibe ve neticelendirmeye, teslim edilecek
evrakları ilgili kurumlara teslim etmeye tahkime ve hakem tayinine, her
nevi dilekçe ve evrakları beni temsilen kendi imzası ile ilgili kurum
ve kuruluşlara vermeye, tebliğ ve tebellüğe, tanık, bilirkişi
göstermeye, karşı taraftan gösterilenleri kabul veya redde, protesto,
ihtarname ve ibraname keşidesine, keşide olunanlara cevap vermeye,
yemin teklifi ve kabul ve redde, keşif yaptırmaya, keşiflerde hazır
bulunmaya, keşif raporlarına itirazlara, yeniden keşif talebinde
bulunmaya, ihtiyati ve icra-i tedbir ve hacizler yaptırmaya ve
kaldırtmaya, İcra Daireleri, Yargıtay, Sayıştay, Bölge İdare
Mahkemeleri, vergi mahkemeleri ve Devlet Güvenlik Mahkemeleri ile
yasalarla kurulmuş ve kurulacak yargı organları ve diğer devlet
dairelerinin tümünde gerekli her türlü kanuni işlemleri yapmaya, işleri
takibe, murafaaya, kararları temyize, kararların düzeltilmesi ve
yargılamanın iadesini istemeye, hakim, bilirkişi, hakem , şahit, katip
ve bilirkişileri şikayete ve redde, dava nakline, duruşmalara
katılmaya, elden evrak alıp vermeye, kayıt ve suretler çıkartmaya,
dosyaları tetkike, yanlışlıkları düzelttirmeye, vergi daireleri, vergi
itiraz, takdir, temyiz ve il uzlaşma komisyonları ile yasalarla bu
konuda kurulmuş ve bundan sonra kurulacak organlarda beni temsile,
uzlaşma talebinde bulunmaya, tutanakları imzalamaya,
itiraza, gerekli yasal işlemleri takip ve neticelendirmeye,
duruşmalardan vareste tutulmam yolunda talepte bulunmaya, tüm
kararların infazını ilgili kuruluşlardan istemeye, ahzu kabza, sulh ve
ibraya, davayı kabul ve redde, davadan feragati ve feragati davayı
kabule, temyizden feragate ve temyizden feragati kabule, başkalarını
tevkil, teşrik ve azle yetkili olmak
üzere…………..BAROSUNA,…………sicil ile
kayıtlı, …………………… adresinde ikamet eden
AVUKAT…………….. Tarafımdan vekil kılınmıştır. Vekâletname veren :
Adresi :
T.C.Kimlik No :
Not:
Boşanma davası ve Yabancı Mahkeme kararları için, Tanıma ve Tenfize
ilişkin olarak avukata verilecek vekâletnamede vekâletname veren
kişinin fotoğrafı bulunması zorunludur.
İngilizce
GENERAL POWER OF ATTORNEY
GUARANTOR: ………………………………………….. .
………………………………………….. .
………………………………………….. .
ATTORNEY:….
We do hereby authorize ….. (Registered in….), registered at Izmir, Turkey to act jointly and separately as true and lawful attorneys of our Company in connection with all kinds of actions, litigation, investigations, application and all legal and administrative proceedings before Turkish Courts, Court Bailiff’s, Bankruptcy Offices, governmental or administrative bodies or agencies and Directorates, all in all capacities and by all means, perform any and all kinds of formalities and operations they shall deem fit and necessary for the protection of our Company’s rights and interests, file actions, intervene in proceedings, renounce and accept claims, prepare, sign, submit, execute and finalize petitions, pleadings, motions, briefs, applications and the other necessary documents, all kinds of attachments, precautionary attachments and measures to be granted and lifted, whether as a plaintiff, defendant, claimant, debtor, third party, intervener, accused or in any similar status whatsoever. In this regard, the attorney is hereby authorized to pursue all my legal affairs whether or not involving litigation; to exercise all powers granted in general; as subject to our prior consent come to compromise, sign arbitration or any kinds of agreements, withdraw from actions and accept the withdrawal of the actions, send and receive notifications, collect and cash our Company’s receivables, take, alter, cancel and reject legal measures, reply all kinds of petitions, submit evidence and call witnesses, request clarification and revision of judgements, appeal to higher courts and withdraw from this rights, attend hearings at courts and Supreme Courts, request the correction of decisions and re-examination of judgments, present, call or reject witnesses, experts and arbitrators, challenge and reject judges and clerks, accept or make objections to the expertise reports, determine the evidences, to pursue enforcement proceedings, draw all kinds of protest notes and reply to the same, request exequatur enforcement of foreign court decisions, request court decision to exclude us from appearance at hearings, request amendment of claims and defences, transfer this power of attorney to third parties in full or part and revoke such transfer.
On behalf of (Please insert here the full name of the Company)
City: ………………… Date: …………………
SIGNATURE GUARANTOR: …………………………
-
-
-
-
MADDE 300 –
İbra ve kabzı mutazammın senedatı gayri resmiye ile tüccarın muamelatı ticariyelerinden dolayı verdikleri senetlerin tarihi evvelki madde veçhile tahakkuk ettirilmese bile üçüncü şahıslara karşı muteber
-
inanıyoruz ki bu dünya fani ve birgün bitecek...
Bugün bunu düşündüm. herşeyin iyi - kötü ayrımsız bir gün son bulacağı bu dünyada "bir insan olarak, başka bir insanın kötülüğünü neden isteriz? kötü durumda olduğunu görmekten neden zevk duyarız yada neden mutlu oluruz?"
Buyrun arkadaşlar yorumlarınızı bekliyorum...
-
GÜNEŞİ İÇENLERİN TÜRKÜSÜ (45864 Hit)
Bu bir türkü:-
toprak çanaklarda
güneşi içenlerin türküsü!
Bu bir örgü:-
alev bir saç örgüsü!
kıvranıyor;
kanlı; kızıl bir meş'ale gibi yanıyor
esmer alınlarında
bakır ayakları çıplak kahramanların!
Ben de gördüm o kahramanları,
ben de sardım o örgüyü,
ben de onlarla
güneşe giden
köprüden
geçtim!
Ben de içtim toprak çanaklarda güneşi.
Ben de söyledim o türküyü!
Yüreğimiz topraktan aldı hızını;
altın yeleli aslanların ağzını
yırtarak
gerindik!
Sıçradık;
şimşekli rüzgâra bindik!.
Kayalardan
kayalarla kopan kartallar
çırpıyor ışıkta yaldızlanan kanatlarını.
Alev bilekli süvariler kamçılıyor
şaha kalkan atlarını!
Akın var
güneşe akın!
Güneşi zaptedeceğiz
güneşin zaptı yakın!
Düşmesin bizimle yola:
evinde ağlayanların
göz yaşlarını
boynunda ağır bir
zincir
gibi taşıyanlar!
Bıraksın peşimizi
kendi yüreğinin kabuğunda yaşayanlar!
İşte:
şu güneşten
düşen
ateşte
milyonlarla kırmızı yürek yanıyor!
Sen de çıkar
göğsünün kafesinden yüreğini;
şu güneşten
düşen
ateşe fırlat;
yüreğini yüreklerimizin yanına at!
Akın var
güneşe akın!
Güneşi zaaptedeceğiz
güneşin zaptı yakın!
Biz topraktan, ateşten, sudan, demirden doğduk!
Güneşi emziriyor çocuklarımıza karımız,
toprak kokuyor bakır sakallarımız!
Neş'emiz sıcak!
kan kadar sıcak,
delikanlıların rüyalarında yanan
o «an»
kadar sıcak!
Merdivenlerimizin çengelini yıldızlara asarak,
ölülerimizin başlarına basarak
yükseliyoruz
güneşe doğru!
Ölenler
döğüşerek öldüler;
güneşe gömüldüler.
Vaktimiz yok onların matemini tutmaya!
Akın var
güneşe akın!
Güneşi zaaaptedeceğiz
güneşin zaptı yakın!
Üzümleri kan damlalı kırmızı bağlar tütüyor!
Kalın tuğla bacalar
kıvranarak
ötüyor!
Haykırdı en önde giden,
emreden!
Bu ses!
Bu sesin kuvveti,
bu kuvvet
yaralı aç kurtların gözlerine perde
vuran,
onları oldukları yerde
durduran
kuvvet!
Emret ki ölelim
emret!
Güneşi içiyoruz sesinde!
Coşuyoruz,
coşuyor!..
Yangınlı ufukların dumanlı perdesinde
mızrakları göğü yırtan atlılar koşuyor!
Akın var
güneşe akın!
Güneşi zaaaaptedeceğiz
güneşin zaptı yakın!
Toprak bakır
gök bakır.
Haykır güneşi içenlerin türküsünü,
Hay-kır
Haykıralım!
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
merhaba
Benim sorum babamla alakalıdır.Babam 2 evli olup ben 2. eşinden oğluyum. Benim sormak istediğim babamın ilk eşinden gelmesi gereken haklar nelerdir. Babamın ilk eşi öldüğünde, eşinin babası daha önce ölmüştür.Ama nüfusa babamın eşinın babasının ölüm ilanını eşi ölmeden önce değilde öldükten sonra verilmiştir. Babamın ilk eşinden 1 oğlu vardır. Şimdi ise babamın ilk eşinden hak veya miras gelebilir mi? Bundan dolayı babamın ilk eşinin babasının arazisi devlet istimlak edip yol yapımı için satın almıştır.Şimdi ordan hak kazanan babamın eski eşi ve haliyle babama bir miras intikal etmesi gerektiğini düşünüyoruz. İntikal etmedi ve babamın ilk eşinden olan oğluna miras gelmiştir. Babama İntıkal etmemesinin sebebi babamın eşinin babasının ölüm ilanının eşi öldükten sonra veya önce verilmesi değişiklik arz eder mi? Bu konuyla ilgili babamın ilk eşinin babasının eşinden önce öldüğünü şahitlik edecek kişilerde var.Babamin ilk eşi 1974-75 yılında ölmüştür. Bu konu hakkında bana bilgi vermenizi ve yol göstermenizi arz ederim.
-
-
-
-
-
-
-
Eskilerden nostalji müzikler...Gerçekten de güzel...
http://nostalji.anilarim.net/forum//...showtopic=7308 </I>
-
Eskilerden nostalji müzikler...Gerçekten de güzel...
http://nostalji.anilarim.net/forum//...showtopic=7308 </I>
-
merhabalar umarim yanitlayan biri cikar da biraz bilgilenmis olurum diyerek sorumu sormak istiyorum..
babam surekli kredi karti borcu cikartiyor ve borcu oldugunu surekli inkar ediyor. bankalari arayarak zorla ogreniyoruz ve bu borclardan annemin hicbir cikari olmadigi halde, yine odemeleri annem yapiyor. bu yaklasik 10 yildir boyle ve hicbirsey yapamiyoruz.
benim sormak istedigim, kartin borcu odenmedigi taktirde, icranin gelecegi ev adresimizi, bankaya bildirip, babamin bu malda hicbir hakki olmadigini, (ev annemin uzerine) dolayisiyla bu kisiye kart vermelerinin, annemi, kardesimi ve beni ilgilendirmedigini ve dolayisiyla borcunu geri odemeyi kabul etmedigimizi, icra icin de evimizden hicbir mal talep edemeyeceklerini bildirebilir miyiz?
boyle bir hakkimiz ve bunun bir onlemi var mi ya da en azindan annemi koruyan boyle bir kanun var mi? cunku artik kimse borcu odemeye devam etmek istemiyor ve icrayla muhattap olmaktan korkuyoruz.
tesekkur ediyorum, iyi aksamlar
-
merhabalar umarim yanitlayan biri cikar da biraz bilgilenmis olurum diyerek sorumu sormak istiyorum..
babam surekli kredi karti borcu cikartiyor ve borcu oldugunu surekli inkar ediyor. bankalari arayarak zorla ogreniyoruz ve bu borclardan annemin hicbir cikari olmadigi halde, yine odemeleri annem yapiyor. bu yaklasik 10 yildir boyle ve hicbirsey yapamiyoruz.
benim sormak istedigim, kartin borcu odenmedigi taktirde, icranin gelecegi ev adresimizi, bankaya bildirip, babamin bu malda hicbir hakki olmadigini, (ev annemin uzerine) dolayisiyla bu kisiye kart vermelerinin, annemi, kardesimi ve beni ilgilendirmedigini ve dolayisiyla borcunu geri odemeyi kabul etmedigimizi, icra icin de evimizden hicbir mal talep edemeyeceklerini bildirebilir miyiz?
boyle bir hakkimiz ve bunun bir onlemi var mi ya da en azindan annemi koruyan boyle bir kanun var mi? cunku artik kimse borcu odemeye devam etmek istemiyor ve icrayla muhattap olmaktan korkuyoruz.
tesekkur ediyorum, iyi aksamlar
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
Kainatın yaratılışının temelinde sevgi vardır. “Bu alemleri senin sevgin için yarattım” dedi yüce Yaratan. O sevgisi uğruna alemler yaratılan da “kişi sevdiği ile beraberdir” dedi.
Herşeyi ama herşeyi sevgiyle beslemek gerektiği sonucunu çıkartsak buradan pek abartılı olmaz diye düşünüyorum.. Sevginin yaşanması kadar yaşatılması da önemli, hatta kuşaktan kuşağa aktarılması, kişiden kişiye öğretilmesi. Sevgi elbette öğrenilebilen bir olgudur. Bunun öğrenilebileceği konusunda bir kuşku da yoktur. Elbette öğrenme kısmı, birinin öğretmesi değil daha çok birinin yol göstermesi ile sevgi dolu birinin sevgisini akıtmasıyla ilgili. Bir de şu var ki, sevginin kendisini sevmek de mümkün. Ben mesela 'sevmeyi seviyorum'. Hani şair diyor ya ben seni sevebilme ihtimalini sevdim.
Sevgi hayata anlam veren, hayatı renklendiren, güzelleştiren, enrji veren bir güç gibi görünmektedir. Yaşamak için nasıl yiyecekle beslenmek zorundayız ve kendimizi besliyorsak ruhumuzun yaşaması ve huzuru için mutluluk için sevgiye ihtiyacımız var.
Anlayabilmek için önce sevgiyle bakmak gerek. Saygı duyabilmek için sevgiyle bakmak gerek. Nefretten, kinden, acımasızlıktan, peşin hükümden, insanları ötekileştirip ayrıştırmaktan mutluluk doğmaz. Bunun peşinde koşanlar hep görüldüki tarihte payidar olamadılar. Ne demişler, baki kalan bu kubbede bir hoş sada imiş. O halde hoşluk için, sevmeyi öğrenip sevmeye çabalayalım.
-
-
-
-
-