Giriş 2
II. Mülga Türk Kanunu Medenisinde Mal Rejimleri 2
A. Mal Ayrılığı 2
B. Mal Birliği 3
C. Mal Ortaklığı 3
III. Mal Ayrılığı Yasal Mal Rejiminin Değiştirilmesine Etki Eden Faktörler 3
A.Genel Olarak 3
B.“Edinilmiş Mallara Katılma” Rejiminin Yasal Mal Rejimi Olarak Kabulünün Fayda ve Sakıncaları 4
IV. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununda Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi
4
A.Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminin Esasları 4
1.Yasal Tanım ve Unsurları 5
a. Mal Rejiminin Devamı Süresince Kazanılma 5
b. Karşılığı Verilerek Elde Edilme 6
2. Edinilmiş Mal Olduğu Kanun Tarafından Doğrudan Belirtilmiş Malvarlığı Değerleri 6
a. Çalışmanın Karşılığı Olan Edinimler 6
b. Sosyal Güvenlik Veya Sosyal Yardım Kurum Ve Kuruluşlarının Veya Personele Yardım Amacıyla Kurulan Sandık Ve Benzerlerinin Yaptığı Ödemeler 7
c. Çalışma Gücünün Kaybı Nedeniyle Ödenen Tazminatlar 7
d. Kişisel Malların Gelirleri 7
e. Edinilmiş Malların Yerine Geçen Değerler 8
B. KİŞİSEL MALLAR 8
1. Yasa koyucu Tarafından Belirlenmiş Kişisel Mallar 8
a.Eşlerden Birinin Yalnız Kişisel Kullanımına Yarayan Eşya 8
b. Mal Rejiminin Başlangıcında Eşlerden Birine Ait Olan Mal Varlığı Değerleri 9
c. Miras Yoluyla Edinilen Malvarlığı Değerleri 9
d. Karşılıksız Kazanma Yoluyla Edinilen Malvarlığı Değerleri 9
e. Manevi Tazminat Alacakları 10
f. Kişisel Malların Yerine Geçen Değerler 10
g. Sosyal Güvenlik Ve Yardım Kurumlarınca Yapılmış Olan Toptan Ödemeler ya da İş Gücünün Kaybı Nedeniyle Ödenen Tazminatların Bir Kısmı 10
2. Sözleşmeyle Kişisel Mal Olarak Kabul Edilebilecek Değerler 10
a. Bir Mesleğin İcrası Veya İşletmenin Faaliyetine Özgülenmiş Malvarlığı Değerleri 10
b.Kişisel Malların Gelirleri 11
2. Edinilmiş Malların Yerine Geçen Değerler 11
a. Arızi Bir Olay Neticesi Elde Edilen Değerler 11
b.Şans, Talih veya Benzeri Yollardan Elde Edilen Değerler 12
c. Edinilmiş Mal İle Kişisel Malın İç İçe Geçmesi Halinde Malın Gruplandırılması 12
SONUÇ 14
14
FAYDALINALAN KAYNAKLAR 15
KISALTMALAR
- Bası
b. bent
C. Cilt
E. Esas
f. Fıkra
İİK İcra ve İflas Kanunu
K. Karar
m. Madde
RG. Resmi Gazete
s. Sayfa
S. Sayı
TMK Türk Medeni Kanunu
Giriş
Toplumun en küçük ve fakat en önemli birimini oluşturan ailenin temeli evlenmeyle kurulur. Eşlerin evlilik birliği diğer bir takım değerler yönünden olduğu gibi malvarlığı bakımından da sonuçlar doğurur. Karı koca arasında iktisadi ve mali alanda bir bağ meydana gelmeden, bu birliğin gerçek bir hayat ortaklığı olduğunu iddia etmeye imkân yoktur. Birlikte yiyip içen aynı evi paylaşan, evdeki bir çok eşyayı birlikte kullanan, birlikte gezip eğlenen, gelecek için birlikte planlar yapan eşler arasında ister istemez mali ilişkiler ortaya çıkacaktır
1.
Eşlerin evlenmeden önce ve evlenmeden sonra edindikleri malların mülkiyet durumunun nasıl olacağı, bu malların nasıl yönetileceği, malların gelirinden kimin hangi oranda yararlanacağı, mallar dolayısıyla doğan borçlardan kimin ne ölçüde sorumlu olacağı, evlilik sona erdiğinde veya yasada gösterilen diğer durumlarda, malların nasıl paylaşılacağı ve buna benzer sorunları, karı koca mal rejimine ilişkin kurallar düzenler. Başka bir deyişle, evlilik birliğinde mal rejimi, malları dolayısıyla eşler arasında ve eşler ile üçüncü kişiler arasında ortaya çıkan ilişkileri düzenleyen hükümlerden oluşan bir sistemi ifade eder
2.
Eşler tarafından seçilen mal rejimi, bu sayılan hususları düzenleyen ve bir şekilde ortaya çıkacak mali sorunları önceden önlemek amacıyla kurallar koyup, eşlerin riayetini düzenleyen bir mekanizma olarak karşımıza çıkmaktadır. Türk Medeni Kanununda
3 da eşler tarafından seçilecek mal rejimleri kanun koyucu tarafından tahdidi olarak sayılmış ve bu rejimlerden istediğini seçme hakkını eşlere tanımış bulunmaktadır. Bu hususta en önemli olan ve kanun tarafından da belirlendiği üzere mal rejimini seçmeyen eşlerin zorunlu olarak tabi oldukları mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma ve dolayısıyla bu rejimde edinilmiş mal kavramı ve kapsamının belirlenmesi ayrıca önem taşımaktadır.
Evliliğin iktisadi yönüne ilişkin bu temel düzenlemeler Medeni Kanun’un “Aile Hukuku” başlıklı İkinci Kitabı’nın, “Evlilik Hukuku” başlıklı Birinci Kısım’ının, “Evliliğin Genel Hükümleri” başlıklı Üçüncü Bölümü’nde düzenlenmişken, eşlerin malvarlıkları ile ilgili ayrıntılı düzenlemeler “Eşler Arasındaki Mal Rejimi” başlıklı Dördüncü Bölüm’de düzenlenmiştir.
I. Mal Rejimi Kavramı
Yukarıda da belirttiğimiz gibi Türk Medeni Kanunu’nda mal rejimi ile ilgili düzenleme İkinci Kitap olan Aile Hukuku’nun Evlilik Hukuku’na ilişkin Birinci Kısım içerisinde yer alan Dördüncü Bölüm’de “Eşler Arasındaki Mal Rejimi” başlığı altında düzenlenmiştir.
Mal rejimi, bir tanıma göre, eşlerin evlilik öncesi ve sonrası edindikleri mallar üzerindeki hak ve yükümlülükleri ile evlilik sona erdiğindeki paylaşıma yönelik kurallar toplamı olarak tanımlanabilir. Tanımda yer alan hak ve yükümlülükler ile malvarlığına ilişkin; yönetim kuralları, yararlanma kuralları, sorumluluk kuralları, mülkiyet kuralları ve paylaşım kuralları anlaşılmalıdır
4.
Diğer bir tanıma göre ise mal rejimi, eşlerin evlilik birliğinde sahip oldukları malların; mülkiyet durumuna, bu mallardan yararlanmaya, malların yönetimine, mallar dolayısıyla doğan borçlardan sorumluluğa, evlilik sona erdiğinde veya yasanın öngördüğü diğer durumlarda malların paylaşımına ilişkin olan ve eşlerin bu mallar dolayısıyla kendi aralarında ve üçüncü kişilerle olan ilişkilerini düzenleyen kuralların tümünün oluşturduğu sistemdir. Bu tanıma göre mal rejiminin unsurları; mallara ilişkin mülkiyet, yararlanma, yönetim ve sorumluluk konularının düzenlenmesi, mallarım paylaşımı konusunun düzenlenmesi, eşlerin malları nedeniyle kendi aralarındaki ve üçüncü kişilerle olan ilişkilerinin düzenlenmesidir
5.
Tabi olacakları mal rejiminin, eşlerin iradesine bırakılıp bırakılmayacağı tartışılan bir konudur. Bu konuda birbirinin tamamen tersi olan iki farklı çözümden söz edilmiştir. Bunlardan ilki, kanunun sadece serbestîyi kabul ederek, eşlere bu konuda tam bir sözleşme özgürlüğü tanımasıdır. Diğeri ise, eşlerin tabi olacağı mal rejiminin, kanunda ayrıntılı bir şekilde ve emredici kurallarla düzenlenmesidir. Telifçi görüş diyebileceğimiz bir görüşe göre ise, eşlere mal rejimi sözleşmesi yapması konusunda özgürlük verilmeli ama bu özgürlüğün de sınırları çizilmelidir. Bu sınırların belirlenmesi gerek yanların ve gerekse üçüncü kişilerin önlerini görmesinde önem taşımaktadır
6.
Kanun koyucu tam bir sözleşme özgürlüğü verilmesinin veya tüm sınırların kanun tarafından çizilmesinin sakıncaları sebebiyle, eşlere bir mal rejimi sözleşmesi yapabilme özgürlüğü tanımış, fakat ortaya çıkabilecek sakıncaları asgariye indirmek için, bu özgürlüğe önemli bazı sınırlamalar getirmiştir
7. Eşler, mal rejimi sözleşmesi ile ancak kanunda sınırlı olarak sayılmış olan mal rejimlerinden birini seçebilirler. Eşlerin, mal rejimi olarak kanunun belirttiği mal rejimlerinden başka bir mal rejimini kabul etmeleri, örneğin, yabancı bir ülkede geçerli bir mal rejimini seçmeleri, uluslararası özel hukuk kuralları saklı kalmak şartıyla, mümkün değildir. Böyle bir sözleşme, Türk Medeni Kanunu’nun 202 ve 203. maddelerinin emredici niteliği sebebiyle batıl olacaktır. Genel hükümlere (Borçlar Kanunu
8 19, 20. maddeleri ve Medeni Kanun’un 2. maddesi) göre sözleşmelere getirilen sınırlamalar dışında, eşler mal rejimi sözleşmesiyle, ancak mal rejimine yönelik ilişkilerini düzenleyebilirler. Eşlerin aile hukukunda düzenlenen kişisel ilişkilerine yönelik düzenlemeler, örneğin kadının soyadı, velayet yetkisinin nasıl kullanılacağı gibi konular mal rejimi sözleşmesi ile düzenlenemez
9.
II. Mülga Türk Kanunu Medenisinde Mal Rejimleri
743 sayılı Mülga Medeni Kanun’da üç tip mal rejimi düzenlenmiştir. Bunlar “Mal Birliği”, “Mal Ortaklığı” ve “Mal Ayrılığı”dır. Eşler kanunda düzenlenmiş olan bu üç tip mal rejiminden birini seçebilirler. Fakat kanun koyucu, bu üç asli tip yanında, bunların türlerini teşkil eden bazı tiplere de yer vermiş ve eşlerin bunları da seçebileceklerini öngörmüştür. Bunlar “Mahdut Ortaklık”, “Müktesep Mallara Münhasır Ortaklık” ve “Cihaz Usulü”dür.
A. Mal Ayrılığı
743 sayılı Mülga Medeni Kanun’un 186. vd. maddelerinde düzenlenmiş olan mal ayrılığında, karı kocadan her biri, kendi malları üzerinde mülkiyet, yönetim ve istifade haklarını muhafaza eder. Başka bir ifadeyle, kanuni mal rejimi olan mal ayrılığı, eşlerin malvarlıklarının birbirinden ayrı ve bağımsız olması esası üzerine kurulmuştur. Evlilik sona erdiğinde de, bir mal paylaşımı söz konusu değildir ve her bir eş kendi mallarını alır
10. Ancak 743 sayılı Mülga Medeni Kanun m.186/2 yönetim ve gelirlerden istifade yönünden bir istisna getirmiştir. Buna göre, kadın, kocası ile anlaşarak malların yönetimini ona bırakabilir. Kadın, kocasına bıraktığı bu yönetim hakkını her zaman geri alabilir ve bu hakkından önceden vazgeçmesi geçerli değildir.
B. Mal Birliği
Mal Birliği iki ana prensip üzerine kurulmuştur, mülkiyette ayrılık ve yönetim ve yararlanmada birlik. Bu rejimde iki grup mal vardır. Bunlar mahfuz mallar ve birlik mallarıdır. Eşlerin mahfuz malları dışında kalan malları birlik mallarını oluşturur. Karı ve kocaya ait olup da birliğe giren mallara şahsi mallar denir. Bu şahsi mallar üzerinde mülkiyet hakkı, karı ya da kocaya ait iken, tümünü yönetme ve tümünden yararlanma hakkı, birlik devam ettiği sürece kocaya aittir. Evlilik sona erdiğinde veya başka bir nedenle bu rejim tasfiye edildiğinde, her iki eşin de mallardaki artıştan pay alması öngörülmüştür. Fakat sözleşmeyle aksi kararlaştırılmamışsa kocanın payı 2/3 iken karının payı 1/3’tür
11.
C. Mal Ortaklığı
Bu mal rejimi türünde iki mal grubu vardır. Bunlar mahfuz mallar ve ortaklık mallarıdır. Genel mal ortaklığında, eşlerden her birinin mahfuz malları dışındaki mallar, ortaklık mallarını oluşturur ve bu mallar üzerinde her iki eşin iştirak halinde mülkiyeti vardır.
Ortaklık malları ve bunların gelirleri üzerinde iştirak halinde mülkiyet bulunduğu için bu malların yönetimine ilişkin olanlar hariç, karı koca bunlar üzerinde ancak birlikte ya da diğerinin razı olması şartıyla tek başına tasarrufta bulunabilirler
12.
Bu rejimde ortaklık mallarının yönetimi kocaya aittir. Kadın, ancak evlilik birliğini temsilde yetkisi bulunan hallerde ortaklık mallarını yönetebilir. Yönetim için yapılan masraflar ortaklık mallarından ödenir.
III. Mal Ayrılığı Yasal Mal Rejiminin Değiştirilmesine Etki Eden Faktörler
Genel Olarak
1926 yılında İsviçre Medeni Kanunu’ndan iktibas edilen 743 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda, o tarihte İsviçre’de yasal mal rejimi olan “Mal Birliği yerine, “Mal Ayrılığı” rejimi kabul edilmiştir. Bu farklılığın nedeni; Türk toplumunun örf ve adetleri yanında , Mal Ayrılığı sisteminin Türk kadınının sosyo-ekonomik özgürlüğünü sağlayabileceği düşüncesi idi .
Bu sistemde her eş kendi mülkiyetinde bulunan malları yönetmekte ve yararlanmakta bağımsız olduğundan; kadın, malları üzerinde kocasının baskı ve yönetme arzusuna karşı korunabilmekte ve aynı zamanda evliliğin sona ermesi durumunda; evlilik mallarının tasfiyesi diğer mal rejimlerine nazaran daha basit ve pratik olmaktadır. Kadını koruyucu özelliği dolayısıyla tercih edilen bu mal ayrılığı rejimi, zaman içinde kadının aleyhine işleyen ve özellikle, boşanmalarda onun aczine ve mağduriyetine yol açan bir sisteme dönüşmüştür. Şöyle ki, Türk ailesi bünyesinde, bir meslek ve sanatı olmayan ev kadınlarımız çoğunluktadır. Erkek egemenliğinin hüküm sürdüğü toplumumuzda, boşanma ile birlikte kadın, tamamen kocanın insafına bırakılmaktadır.
Özellikle kırsal kesimlerde ve tarım sektöründe, kadın, evin dışında da çalışıp erkeğine bir ekonomik katkı sağladığı halde, kazanılan malların mülkiyeti çoğunlukla erkeğe ait olmaktadır. Hatta bazı yörelerde kadının üzerine tapu geçirmek yadırganmakta ve erkekler arasında alay konusu yapılmaktadır. Büyük şehirlerde ise; kadının kocasının işyerinde çalışıp ona yardımcı olması, apartman ve ev işlerinde temizlikçi olarak çalışması veya evde ürettiği el emeğini satması sonucu kazanç elde ettiği, hatta bu gelir ile eve baktığı bir gerçektir. Kadın tarafından kazanılan ve bir tasarrufa yatırılan malvarlıklarının kocanın mülkiyetine geçirilmesine, kadın, aile düzeninin sarsılmaması için çoğu zaman ses çıkaramamaktadır. Hatta kocasının bozulan işi için veya ona sermaye yapsın diye, ailesinden kalan kişisel mallarını (özellikle düğünde hediye edilen ziynet eşyalarını) satarak katkıda bulunması da, yine bizim toplum hayatımızda karşılaşılan gerçeklerdir.
Bu şekilde kocaların mal edinmelerine büyük katkıda bulunan kadınlarımız, karşılık olarak, boşanma ile birlikte sokağa atılıyor ve erkeğin üç beş kuruş nafakasına mahkûm ediliyorsa, söz konusu kanuni mal rejiminin kadını koruyucu özelliği kalmamış demektir . Ayrıca, çocukların velayetinin anneye bırakıldığı çoğu somut olayda; kötü niyetli koca, gerçek gelirini göstermeyerek nafaka borcunu ödemekten kaçınmakta ve bir de bunun yanı sıra, kendi üstüne kayıtlı olan ortak konuttan eski karısını ve çocuklarını sokağa atabilmektedir. Uygulamada rastlanılan bu adaletsiz örneklerin çoğalması sonucu, yasal mal rejimi olan Mal Ayrılığı sisteminin, özellikle Türk aile yapısı içinde adil ve eşitlikçi bir sistem olarak uygulanamadığı düşüncesi ortaya çıkmıştır.
İşte Mal Ayrılığı sisteminin, gelişen ve hızla değişen Türk toplumunun aile yapısında sebep olduğu bu sakıncalar nedeniyle, artık terk edilmek zorunluluğu sonucu, onun yerini alacak yukarda açıklanan olumsuzlukları belki telafi etmesi mümkün olabilecek ve özellikle “ev kadınlarını” koruyucu başkaca kanuni mal rejimleri arayışı çabaları başlamıştır. 1950’li yıllardan sonra birçok batılı ülkede aile hukuku alanında yapılan revizyonlarda da yasal mal rejiminin eşler arasında adil ve eşitlikçi bir anlayış ile yeniden düzenlendiğini görüyoruz. Aşağıda kısaca değineceğimiz bu gelişmeler ve nihayet ülkemizin taraf olduğu bazı uluslar arası sözleşmeler de yeni yasal mal rejiminin kabulünde etkili olmuştur
13.
“Edinilmiş Mallara Katılma” Rejiminin Yasal Mal Rejimi Olarak Kabulünün Fayda ve Sakıncaları
Ülkemizde evliliklerin %99’unda geçerli olan “Mal Ayrılığı” sisteminin, artık hızla değişen toplum karşısında, aile birliğinde eşler arasındaki eşitliği ve adaleti sağlayamadığı yaygın görüş halini almıştır. Özellikle “Ev kadını” konumundaki birçok evli kadının evlilik esnasında bağımsız bir malvarlığına sahip olmadığı toplumumuzda; boşanma ile birlikte malların tasfiyesi halinde, kadının katkısı ile edinilen mallar genellikle kocanın mülkiyetinde kalabilmektedir. Her ne kadar karı-koca arasındaki paylaşma, uygulamada, eşya hukukunun genel kurallarına göre istihkak davası yoluyla ve son yıllardaki Yargıtay kararları uygulamasında “Katkı payı alacağı” adı altında, şahsi alacak hakkı talebi ile sağlanmaya çalışılmaktaysa da, ispat güçlüğü nedeniyle her zaman adaletli bir çözüm sağlanamamaktadır .
Böylece “Mal Ayrılığı” sisteminin adil bir mal paylaşımı sağlayamaması sonucu, meslek sahibi olmayan kadınlarımız boşanma ile birlikte ekonomik açıdan zaruret halinde bırakılmaktadır. Kadınlarımız, alıştığı yaşam düzenini kaybetme korkusu ve bu sonuçları yaşamak istemediğinden dolayı; çökmüş bir evliliği dahi sürdürmek zorunda kalmaktadır. “Edinilmiş Mallara Katılma” rejimi, özellikle kadınlarımızın yaşadığı bu sokağa atılma korkusu yerine, evlilik için gösterdiği çabalarının maddi karşılığına kavuşabilme güvencesi sağlamaktadır. Boşanmanın kolaylaştırılması konusundaki son değişiklikler (özellikle fiili ayrılık nedeniyle boşanma ) karşısında, bu yasal mal rejiminin kabul edilmesi isabetli olduğu ileri sürülmektedir
14.
Bu mal rejiminin sakıncalarının başında, karmaşık olması nedeniyle, uygulama güçlüğü doğuracağı endişesi gelmektedir. Söz konusu rejimin uygulanmasındaki zorluklar ve pratik olmaması yönündeki sakıncaları, İsviçre Hukuku’nda dahi kabul edilmektedir. Ayrıca bazı görüşlere göre bu mal rejimi, evliliği bir nevi “şirket ortaklığına” dönüştürecektir. Bu görüş yanlılarına göre, “yatırım Evlilikleri”nin doğması, eşler arasında güvensiz bir iş ortaklığı tedirginliği ve birbirinden mal kaçırmak amacıyla çeşitli muvazaalı işlemler ile karşılaşılması muhtemeldir.
Bu sakıncalar yanında, uygulanabilme güçlüğü de hakimlerin ağır olan dava yükünü daha da arttıracaktır. Her mal grubunun değerinin belirlenmesi için ayrı ayrı uzman bilirkişilere başvurulacaktır. Buna bağlı olarak mal tasfiyesi de sağlıklı yapılamayacak ve yıllarca sürecek davalar ile karşılaşılabilecektir. Ayrıca; evlilik devam ettiği sürece eşlerin resmi envanter tutulması konusunda göstereceği hassasiyet de, bizim aile ve toplum yapımızda oldukça istisnai bir durum olarak kalacağından, tasfiyeye dahil olacak malvarlıklarının ispatı da büyük tartışmalar doğuracaktır.
Bu sakıncaları nedeniyle; öğretide, “Edinilmiş Mallara Katılma” rejimi yerine, daha basit, Türk toplumunun gelenek ve alışkanlıklarına daha uygun yeni rejim arayışları ve alternatif çözümler teklif edilmiştir. 4721 ve 4722 sayılı Kanunla ilgili meclis tutanaklarında bu tartışmalar yer almaktadır.
IV. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununda Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi
Edinilmiş mallara katılma rejimi, her eşin mal rejimi süresince kendi malvarlığı değerleri üzerinde kural olarak serbestçe tasarruf edebildiği, mal rejiminin sona ermesi ile diğer eşin artık değerinde katılma alacağına sahip olduğu bir mal rejimidir. Bu iki karakteristik özelliği, edinilmiş mallara katılma rejiminin temelinin mal ayrılığına dayandığını ifade ederken, edinilmiş mal kavramının da bu rejimin temel kavramı olduğunu belirtmektedir
15.
Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminin Esasları
Türk Medeni Kanun’un 202. maddesi ile yasal mal rejiminin “edinilmiş mallara katılma rejimi” olduğu belirtildikten sonra, 219/1. maddesinde edinilmiş malların, “her eşin bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği mal varlığı değerleri” olduğu belirtilmiştir. Medeni Kanun’un bu hükmü, İsviçre Medeni Kanunu’nun 197. maddesini karşılamaktadır. Ancak kanundaki bu “edinilmiş mal” düzenlemesinin çok geniş tutulduğu ve bu durumun somut olaylarda hakkaniyete aykırı sonuçlara sebep olabileceği ileri sürülmüştür. Bu görüşe göre, edinilmiş mallara katılma rejiminde, eşlerin mal rejimi süresince, karşılığını vererek elde ettiği her türlü malvarlığı değeri, edinilmiş mal sayılmakta ve paylaşıma tabi olmaktadır. Örneğin eşlerin meslek veya sanatlarını sürdürebilmeleri için zorunlu olan malları dahi, İcra ve İflas Kanunu
16’na göre haczedilememesine rağmen (İİK m.82/b.4,7) paylaşıma tabidir. Yani terzi olan eşin dikiş makinesi, bakkal olan eşin yazar kasası veya tartısı, çiftçi ise traktörü dahi evlendikten sonra elde edilmişlerse, edinilmiş mal sayılıp, paylaşıma tabi olacaklardır
17.
Türk Medeni Kanun’un 218. maddesine göre edinilmiş mallara katılma rejimi, edinilmiş mallar ile eşlerden her birinin kişisel mallarını kapsar. Medeni Kanun’daki bu hüküm, İsviçre Medeni Kanunu’nun 196. maddesini karşılamaktadır. 218. maddenin gerekçesinde mal rejimlerinde yapılan bu değişikliğin nedeni şöyle açıklanmaktadır: “Evlilik birliği sona erdiğinde, mal ayrılığı rejiminin eşler arasında büyük haksızlıklara yol açtığı, özellikle meslek sahibi kocanın lehine işlediği ve ev işlerini yapan hatta kocasına mesleğinin icrasında yardımcı olan kadının durumunu hiç nazara almadığı, meslek çevrelerinde ve kamuoyunda ağır eleştirilere uğramıştır. Bu nedenle, edinilmiş mallara katılma rejimi yasal mal rejimi olarak kabul edilmiştir. Yürürlükteki kanunda bu konuda hüküm olmadığı cihetle, edinilmiş mallara katılma rejimine ilişkin bütün hükümler, İsviçre Medeni Kanunundan çeviri suretiyle alınmıştır.”
Edinilmiş mallara katılma rejimi, eşlerin mal rejimi sözleşmesi ile seçimlik mal rejimlerinden birini seçmemeleri halinde evlendikleri andan itibaren başlar. Medeni Kanun’un 208 ve 211/2 maddelerine göre eşler, mal rejimi sözleşmesi ile seçimlik mal rejimlerinden birinin aralarında geçerli olacağına karar vermişlerse veya aralarında olağanüstü mal rejimi geçerli ise, yapacakları mal rejimi sözleşmesi ile her zaman edinilmiş mallara katılma rejimini kabul edebilirler.
Edinilmiş mallara katılma rejiminde, edinilmiş mallar, eşlerden her birinin kişisel mallarını kapsamaktadır. Edinilmiş mal niteliğini taşıyan mallar, her eşin mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği bütün malvarlığı değerleridir (TMK m.219). Bu tanımdan da anlaşılabileceği gibi bir malın veya bir malvarlığı değerinin kazanılmış mal sayılabilmesi için şu iki şartın bir arada bulunması gerekir. Bunlardan birincisi; Mal rejiminin devamı süresince edinilmiş olma, ikincisi ise; Emek karşılığında edinilmiş olma
18. Medeni Kanun’un düzenlediği bu kuralın istisnaları da bulunmaktadır. Nitekim, Türk Medeni Kanunu’nun m. 219/2.f.4.b.’de kişisel malların gelirinin edinilmiş mallara dahil olacağı öngörülmüştür. Kişisel malların gelirinin elde edilmesinde ise, kişinin mutlaka bir (karşılık vermesi) emeğinin bulunması gerekmez
19.
Bütün bu söylediklerimizi toparlayıp kapsamlı bir tanım verecek olursak, edinilmiş mallar, kanun gereği kişisel mal sayılmayıp, edinilmiş mallara katılma rejimi süresince karşılığı verilerek edinilen ve kanun gereği edinilmiş kabul edilen mallardır
20.
Yasal Tanım ve Unsurları
Türk Medeni Kanunu’nun 219. maddesinin 2. fıkrası, edinilmiş malların neler olduğunu belirtmiştir. Türk Medeni Kanunu’nun 219’ncu maddesinde edinilmiş mal “Her eşin bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleri” olarak tanımlanmıştır. Şüphesiz edinilmiş mal, bir ”malvarlığı değeri” olmak zorundadır. Malvarlığı değerini eşlerden her birinin aktifinde yer alan, ekonomik değer taşıyan ve paraya dönüştürülebilen haklar olarak tanımlayabiliriz. İşte söz konusu bu malvarlığı değerlerinin edinilmiş mal olarak kabul edilebilmesi için yasa iki şart belirlemiştir. Birincisi, mal rejiminin devamı süresince kazanılması, ikincisi ise bu malvarlığı değerinin karşılığı verilerek kazanılmasıdır
21. Ancak kanundaki bu sayma sınırlayıcı değildir. Maddeye göre eşlerin edinilmiş malları şunlardır:
- Bir eşin çalışmasının karşılığı olan edinimler
- Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumu ve kuruluşlarının veya personele yardım amacıyla kurulan sandık ve benzerlerinin yaptıkları ödemeler
- Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar
- Kişisel malların gelirleri
- Edinilmiş malların yerine geçen değerler Edinilmiş mallar yerine geçen değerlere örnek olarak, kocanın çalışmasından elde ettiği gelirlerle satın aldığı bir evi, kişisel malın gelirine örnek olarak evlenirken sahip olduğu evin kirasını göstermek mümkündür.
a. Mal Rejiminin Devamı Süresince Kazanılma
Yasal tanımdan da anlaşıldığı gibi evlenme akdinin kurulması yani olumlu iradelerin karşılıklı açıklanma anı ile evlilik birliğinin boşanma ile sona ermesi halinde dava tarihi , ölümle sona ermesi halinde ölüm tarihi arasındaki zaman dilimi edinilmiş mal kavramının zamansal çerçevesini belirler. Bu çerçevede bir malvarlığı değerinin edinilmiş mal olup olmadığının zamansal ölçütü kazanmayı sağlayan işlem veya fiilin gerçekleştiği andır. Kazanma için aranan öğeler gerçekleştiği an malvarlığının edinilmiş mal olup olmadığı belirlenmiş demektir
22.
b. Karşılığı Verilerek Elde Edilme
Malvarlığı değerinin kazanılmasını sağlayan hukuki işlemin niteliği açısından yasanın getirdiği kıstas “karşılığını vererek elde etme” kıstasıdır. Ancak karşılıklı (ivazlı) kazandırmalarla aktife dahil olan malvarlığı değerleri edinilmiş mal olabilir
23. Kazanma mutlaka bir edimin değerlendirilmesi yoluyla gerçekleşmelidir
24. TMK 219. maddenin ortaya koyduğu tanımı yasa koyucu 220. maddenin ikinci fıkrasında “herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerlerini“ kişisel mal saymak suretiyle pekiştirmiştir. Ancak vurgulamak gerekir ki bu kıstas mutlak olarak değerlendirilmemeli kanunun ilgili hükümleri ile birlikte ele alınmalıdır. Özellikle malların yerine geçen değerler açısından bu belirleme gözden kaçırılmamalıdır. Zira karşılığının hangi mal grubundan verildiği bir malvarlığının ait olduğu mal grubunu da dolaysız olarak etkiler
25. Buna ek olarak bir malvarlığı değeri, mal rejimi devam ederken karşılığı edinilmiş mal grubundan verilerek elde edilen değer edinen eşin kişisel kullanımına yarayan bir eşya ise edinilmiş mal olarak değerlendirilmeyecektir.
Öte yandan 219. maddede sayılan malvarlığı değerleri ise karşılığının verilip verilmediğine bakılmaksızın edinilmiş mal sayılmaktadır. Bu çerçevede, sosyal yardım kuruluşlarının yaptığı ödemeler karşılıksız olsalar bile edinilmiş mal sayılacaktır.
Son olarak 220. maddede kişisel malların sınırlı olarak sayıldığını vurgulamak gerekir. 219. maddede ortaya konulan tanımın kapsamına girmese bile 220. maddede sayılan mal varlığı değerlerinin dışındaki her türlü mal varlığı değeri edinilmiş mal olarak kabul edilecektir. 219. maddedeki tanımın “emek karşılığı edinilme” kriterine işaret ettiği görüşü doktrinde birçok yazar tarafından savunulmaktadır
26. Öncelikle belirtmek gerekir ki bu ölçüt edinilmiş mallara katılma rejiminin bütünsel mantığından, “ipuçlarından”, ‘aksi kanıt’ yoluyla yapılan çıkarımlardan yola çıkılarak belirlenmektedir
27. Zira yasa metninde “karşılığı verilerek elde etme” tabiri kullanılmıştır. Ve bu tanım “emek karşılığı edinme” biçiminde sınırlanamaz. Tam da bu nedenledir ki yasa koyucu ikinci fıkrada “çalışmanın karşılığı olan edinimleri” özellikle saymak ihtiyacı duymuştur. Kişisel malların gelirlerinin edinilmiş mal sayılacağı kuralı bu konuda oldukça açıklayıcıdır. Örneğin, eşlerden birine miras yoluyla intikal eden paranın faiz geliri edinilmiş mal sayılacaktır ve bu mal varlığı değerinin edinilmesinde eşlerden hiçbirinin emek harcadığı söylenemez.
2. Edinilmiş Mal Olduğu Kanun Tarafından Doğrudan Belirtilmiş Malvarlığı Değerleri
TMK 219. maddenin 1. fıkrasında edinilmiş mal kavramının tanımı yapıldıktan sonra ikinci fıkrada belli mal grupları “özellikle” sayılarak bu mal gruplarının aidiyeti açısından herhangi bir tartışma ortadan kaldırılmak istenilmiştir. Beş bent halinde belirtilen bu malların özelliklerine bakıldığında bu saymanın örnekleyici bir sayma olduğunu söylemek zordur zira sayılan mal gruplarından bazıları birinci fıkrada ortaya konulan tanımdaki unsurları içermemektedir. Yine yasanın düzenleme şeklinden anlıyoruz ki bu sayma sınırlayıcı bir sayma da değildir. Yasa koyucu “özellikle” demek suretiyle bunların dışındaki mal varlığı değerlerinin de edinilmiş mal olabileceğini belirtmiştir
28.
a. Çalışmanın Karşılığı Olan Edinimler
TMK. m. 219/1. hükmüne göre bir eşin çalışmasının karşılığı olan edinimler edinilmiş mal grubuna dahildir. Birinci fıkrada yapılan tanıma uygun olan bu malvarlığı değerlerinin ediniminde karşılığı eşlerin çalışması oluşturmaktadır
29. Burada çalışma edimi ile paranın karşılıklı değişimi söz konusudur. Ayrıca bir değişim olmaksızın bir hammaddenin işlenmesi suretiyle edinilen mal da edinilmiş mal grubuna dâhil olacaktır
30.
Çalışma, Borçlar Hukuku kapsamında yapma ya da yapmama biçiminde ortaya çıkabileceği gibi fikri ya da bedensel emek sarfı biçiminde de gerçekleşebilir. Bu çalışmanın sonucunda elde edilen karşılığının nasıl adlandırıldığının bir önemi yoktur. Yani ücret’in dışında, ikramiye, kazanç payı, vizite ücreti vs. gibi tüm edinimler bu temelde çalışmanın karşılığı olarak değerlendirilip edinilmiş mal grubuna dâhil edilecektir
31.
Edinilmiş mallara katılma rejiminin temelinde yatan işbirliği ve işbölümü anlayışının bir yansıması olan hüküm serbest meslek faaliyeti olarak gerçekleştirilen çalışma ile kazanılan malvarlığı değerlerini de kapsayacaktır. Ancak eşlere tanınan imkân çerçevesinde kişisel malların gelirinin de kişisel mal olarak kabul edilmesi halinde ikili bir ayrıma gitmek gerekir. Örneğin eşlerden birinin kişisel mallarına dâhil olan bir restoranı işletmesi halinde restoranın eşinin çalışmasından bağımsız olarak elde ettiği gelir kişisel mallara, eşin çalışmasının karşılığı olan gelir edinilmiş mallara dâhil olacaktır
32.
b. Sosyal Güvenlik Veya Sosyal Yardım Kurum Ve Kuruluşlarının Veya Personele Yardım Amacıyla Kurulan Sandık Ve Benzerlerinin Yaptığı Ödemeler
TMK m. 219/2f, 2.b’ ye göre: “Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacı ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler” edinilmiş mal sayılacağı hükme bağlanmıştır. Bağ-Kur, Emekli Sandığı, Sosyal Sigortalar Kurumu, bankaların yardım sandıkları ya da OYAK gibi kurumları maddede sayılan kurum-kuruluş-sandıklara örnek olarak verebiliriz.
Maddenin birinci fıkrasını da göz önünde bulundurarak söyleyecek olursak mal rejiminin devamı süresince hak kazanılan ödemeler edinilmiş maldır. Burada önemli olan mal rejiminin devam ettiği dönem ve hakkın kazanılma anı açısından gerekli ayrımların yapılmasıdır
33.
Ödemeye rejimin devamı sırasında hak kazanılmış ise ödeme şekline göre sınıflandırma yapılacaktır. Ödemenin irat şeklinde yapılması halinde mal rejiminin devamı süresince yapılan ödemeler edinilmiş mal sayılacaktır. Eğer ödeme toptan yapılmış ise evlilik birliğinin sona ermesinden sonraki döneme tekabül eden kısım kişisel mal olarak ayrılacaktır. Bu duruma ilişkin özel düzenleme 228. maddenin 2. fıkrasında yapılmıştır. Kural kısaca şöyledir: Ödeme irat şeklinde yapılmış olsaydı, rejimin sona ermesinden sonraki döneme denk gelen iradın peşin sermaye değeri ne olacak idiyse o miktar kişisel mal grubuna ait kabul edilecektir.
Ödemeye rejimin başlangıcından önce hak kazanılmış ise yine iki ihtimali değerlendirmek gerekir. Ödeme irat şeklinde ise sorun ortaya çıkmaz zira rejim süresince yapılan ödemeler edinilmiş mallara dâhildir. Bu, temelde sosyal güvenlik ödemelerinin işgücünün ikame değeri olmasının bir sonucudur. Ödeme toptan yapılmış ise ödenen miktarın mal rejiminin yürürlükte olduğu döneme denk düşen kısmı edinilmiş mal olacak ve hesaplama yine 228. madde çerçevesinde yapılacaktır. Ancak bu durumda ödemenin ilgili kısmının kendisi ya da yerine geçen değeri malvarlığında yer almalıdır. Örneğin söz konusu ödeme bankada mevduat hesabı şeklinde tutuluyor ya da taşınmaz alımında kullanılmış olabilir. Bu durumlarda söz konusu değerler denkleştirmeye tabi olacaktır. Ama ödenen miktar mal rejiminin başlangıcından önce harcanıp bitirilmiş ise dikkate alınmayacaktır. Son olarak ödemenin gelecek bir tarihte yapılmış olmasının beklendiği hallerde henüz edinilmiş bir malvarlığı bulunmadığı için bu beklentinin mali bir değeri bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu beklenilen değerler açısından edinilmiş mallar ilişkin bir denkleştirme yapılmayacaktır
34.
Sosyal güvenlik kurumlarına tabi olma yasa gereği bir zorunluluk iken özel sigorta sözleşmeleri tarafların iradeleriyle kurulmuş özel hukuk sözleşmeleridir. İştira hakkı gibi kimi durumlarda da bu sözleşmelerin kendilerine özgü nitelikleri sonucu ortaya çıkarlar. Bu nedenle özel sigorta sözleşmelerinin ele aldığımız bent kapsamında değerlendirilmesi mümkün gözükmemektedir. Bu tür ödemelerin kişisel mal sayılacağı da savunulmakla
35 birlikte bu görüşler kabul görmemiştir. Zira hem 219. maddedeki sayma sınırlayıcı değildir hem de bu ödemeler kişisel mallar arasında sayılmamıştır. Ayrıca 222. maddede “bir eşin bütün malları aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir” şeklinde ifadesini bulan “edinilmiş mal karinesi” çerçevesinde bu ödemelerin de edinilmiş mal sayılması gerek mal rejiminin genel mantığına gerekse de hakkaniyete uygun görünmektedir. Yine aynı karine dolayısıyla ve yerine geçen değer hükümleri gereği bu ödemelere hak kazanılmasını sağlayan primlerin kişisel mallardan karşılandığının ispatlanması durumunda kişisel mal sayılabilecektir.
Sosyal yardım kurumlarının yaptığı ödemeleri esasen karşılıksız kazandırma olarak kabul edebilirsek de bu ödemeler açısından yasanın bir istisna hükmü getirdiğini söyleyebiliriz. Örneğin evli bir üniversite öğrencisinin Büyükşehir Belediyesinden aldığı karşılıksız burs, ivazsız kazanma olmasına rağmen edinilmiş mal olarak kabul edilecektir
36.
c. Çalışma Gücünün Kaybı Nedeniyle Ödenen Tazminatlar
TMK m. 219/II.3’e göre “çalışma gücü kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar” edinilmiş mal grubuna dahildir. Sözü edilen tazminat özellikle BK. m 46.’dan kaynaklanan, haksız fiile dayalı tazminatlardır. Bununla birlikte tazminatın BK. 46.’ya dayanma zorunluluğu da yoktur. Esasen bu hüküm çalışma karşılığı edinilen malların edinilmiş mal sayılacağına dair hükmün özel bir görünümüdür.Zira çalışma gücü kaybına uğrayan eş çalışıyor olsa idi elde edeceği mallar edinilmiş mallara dahil olacaktı
37.
Çalışma gücünün kaybına neden olan olayın meydana gelme anına göre farklı ihtimaller göz önünde bulundurarak bir değerlendirme yapmak gerekir. Çalışma gücünün kaybı geçici ise ve mal rejiminin başlangıcından önce meydana gelmişse şüphesiz tazminatta kişisel mallara dahil olacaktır. Çalışma gücü kaybı devam ediyorsa ve tazminat toptan ödenmişse mal rejiminin devam ettiği süreye tekabül eden kısmı edinilmiş maldır. İrat şeklinde ödenmişse keza elde edilen gelir edinilmiş mal sayılacaktır
38.
d. Kişisel Malların Gelirleri
TMK m. 219/2f..4b.’e göre “kişisel malların gelirleri” edinilmiş mallar grubuna dahildir. Hükmün temel öğesi “gelir” kavramıdır. Gelir Vergisi Kanunu m. 2’ye göre “Ticari kazançlar, zirai kazançlar, ücretler, serbest meslek kazançları, gayrimenkul sermaye iratları, menkul sermaye iratları, diğer kazanç ve iratlar” gelire giren kazanç ve iratlar olarak belirlenmiştir. Yine M.K. m. 685 hükmünü göz önüne alarak “ürün” kavramını da gelirin bir türü olarak değerlendirebiliriz
39. Madde hükmüne göre “dönemsel olarak elde edilen doğal veya hukuki ürünler ile bir şeyin özgülendiği amaca göre adetler gereği ondan elde edilmesi uygun görülen diğer verimler” ürün kavramının kapsamına dahildir. Öyleyse diyebiliriz ki kişisel maldan elde edilen her türlü gelir ve ürün rejimin devamı süresince elde edilmiş olmak koşuluyla edinilmiş maldır. Bitkiler bakımından, olgunlaşmakla ürün elde edilmiş sayılır. Asıldan ayrıştırılmış olma şartı aranmaz. Öte yandan hamile olan hayvanın rejim sona erdikten sonra doğurması halinde yavru edinilmiş mal sayılacak fakat kişisel mal grubu yararına denkleştirme gerekliliği ortaya çıkacaktır
40. Yine kira gelirleri göz önüne alındığında tahsilat zamanı değil hakkın kazanılma anı esas alınacak, örneğin ilgili kira dönemi mal rejiminin yürürlükte olduğu döneme denk geliyorsa bu gelir edinilmiş mallara dahil olacaktır. Gelir zamana yayılmış bir şekilde elde ediliyorsa ve kısmen mal rejiminin devamına kısmen sonrasına denk geliyorsa gelirin bölünebilir olup olmamasına göre ya kısmen paylaştırma yapılacak ya da ağırlıklı kısma göre aidiyet belirlenip denkleştirmeye gidilecektir
41.
Kişisel malların gelirleri hesaplanırken masrafların mutlaka dikkate alınması gerekir. Faiz ve vergi giderleri, asıl malda yaşanan değer kayıpları, işçilik, amortisman vb. harcamaların tamamı edinilmiş mal olarak gelirden karşılanmalıdır. Enflasyonun yol açtığı değer kaybı da mutlaka hesaba katılmalıdır
42. Geçerken belirtmek gerekir ki kanunun bu hükmü emredici bir hüküm değildir ve 221/2 hükmüne göre eşler sözleşmeyle kişisel malların gelirinin kişisel mal olacağına karar verebilirler.
e. Edinilmiş Malların Yerine Geçen Değerler
Edinilmiş mallar yerine geçen değerler TMK. 219. Maddesinin 2. Fıkrası, 5. bendi hükmüne göre edinilmiş mallardan sayılır. Burada özel hukuk alanında kabul gören “ikame ilkesi”nin (aile hukukunda) özel bir görünümüyle karşı karşıyayız. Elde edilen değer hangi mal grubundan karşılığı verilerek kazanılmışsa o mal grubuna dahil olmaktadır
43. “Yerine geçme” kavramı ile kastedilen, edinilmiş mallara ait bir değerin elden çıkarılması durumunda onun yerini aynı türden olup olmadığına bakılmaksızın bir malvarlığı değerinin almasıdır. Taşınmazın satılıp otomobil alınması, hisse senetlerinin taşınmazla takas edilmesi gibi. Yerine geçmenin hukuki sebebinin ne olduğu önemli değildir. Eşlerden birinin tasarrufu sonucu olabileceği gibi üçüncü bir kişinin fiili sonucunda veya doğal sebeplerle de gerçekleşebilir. Sorumlulardan elde edilecek tazminat ya da sigortadan alınacak ödeme de yerine geçen değer olarak edinilmiş mallara dahil olacaktır. Kişisel ve edinilmiş malların birlikte kullanılması ile edinilen değerler söz konusu olduğunda hangi mal grubu ağırlıklı olarak kullanılmışsa yerine geçen değer o mal grubuna dahil edilecektir. Ancak bu durumda da diğer mal grubu lehine 230. m. hükmü doğrultusunda denkleştirmeye gidilecektir. Edinilmiş malın ivazsız olarak temliki veya tüketilmesi hallerinde yerine geçen değerden söz edilmeyecektir. Eşlerden birinin edinilmiş malını lüks eğlencelerde, kumarda seyahatlerde kullanması durumunda yerine geçen bir değer söz konusu olmadığı için bu bent hükmü uygulama alanı bulamayacaktır. İki mal grubu aynı oranda kullanılarak gerçekleştirilen edinimler ise tercih ilkesinin gereği olarak edinilmiş mallara dahil edilecek ve bu kez kişisel mallar lehine denkleştirme yapılacaktır
44.
B. KİŞİSEL MALLAR
1. Yasa koyucu Tarafından Belirlenmiş Kişisel Mallar
Eşlerin edinilmiş mallarının ortaya konması gereğinin bir sonucu olarak eşlerin kişisel mallarının belirlenmesi bu sürecin bir zorunluluğudur.
Bir malın kişisel mal veya edinilmiş mal grubuna girip girmediğini tespit etmek için öncelikle eşlerden hangisine ait olduğu belirlenmelidir. Bir malın hangi gruba girdiğini belirlemenin zor olduğu haller için bir ispat kuralı düzenlenmiştir. Bu hükme göre, belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Bu iddia ispatlanamazsa mal eşlerin müşterek mülkiyetinde sayılmaktadır. Bir eşe ait olduğu belirlenen bir malın hangi mal grubuna girdiğini belirlemenin zor olduğu hallerde edinilmiş mallar lehine bir karine öngörülerek, bir eşin bütün malları aksi ispatlanıncaya kadar edinilmiş mal olarak kabul edilmiştir( Medeni Kanun m.222).
Yasa koyucu kişisel malları belirlerken edinilmiş mallara ilişkin düzenlemesinden farklı bir biçim benimsemiştir. 219. maddede edinilmiş malların genel bir tanımı verilirken kişisel mallara ilişkin böyle bir tanım 220. maddede yer almamıştır. Bunun yerine kişisel mallar sınırlayıcı biçimde tek tek sayıldıktan sonra hemen sonraki maddede eşlere belli malların kişisel mal olarak kabul etme özgürlüğünü vermiştir. Bu temelde kişisel malları önce yasa koyucunun saydığı mal varlığı değerleri olarak sonra da sınırlı da olsa eşlere tanınan sözleşme özgürlüğü açısından ele almaya çalışacağız.
Eşlerden Birinin Yalnız Kişisel Kullanımına Yarayan Eşya
MK. 220/I’e göre eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya kişisel mal sayılacaktır. Sözü edilen eşyalar daha çok taşınırlardır. Haklar bu anlamda kişisel mal olmaya elverişli malvarlığı değerleri değildir
45.
Yine taşınır eşyanın kullanım yoluyla değerlendirilebilen bir eşya olması gerekir. Bunun yanında kullanma yalnızca bir eşin kişisel kullanımı olması da zorunlu koşuldur. Diğer eşin ya da üçüncü kişilerin de kullandığı eşyalar diğer eşin, ailenin diğer fertlerinin ya da üçüncü kişilerin kullanımının sürekli olması durumunda kişisel mal olarak kabul görmeyecektir. Öte yandan eşlerden yalnızca biri tarafından kullanılmakla birlikte kullanım evlilik birliğinin gereksinimlerinin karşılanmasına dönük ise bu mallar da kişisel mal olarak kabul edilmeyecektir
46. Boş zamanların değerlendirilmesi için kullanılan eşya, erkeğin silahı, fotoğrafçılık hobisi olan eşin bu hobisine özgülediği fotoğraf makinesi, motosiklet tutkusu olan eşin yarışlarda kullandığı motosiklet vs. bu anlamda kişisel mal grubuna dahil eşya olarak örneklendirilebilir. Ziynet eşyası açısından, daha tartışmalı bir durum söz konusudur. Yatırım amacıyla edinilmiş eşyanın bu hükmün kapsamına girmediği söylenebilir. Edinilmiş mallara dahil değerler kullanılarak alınan değerli mücevherler açısından somut duruma göre bir değerlendirme yapılması gerekir. Eşlerin olağan yaşam standartları düşünüldüğünde olağanüstü değerlere sahip olduğu söylenebilecek mücevher, altın gibi ziynet eşyaları yine kişisel mal kabul edilecek fakat tasfiyede denkleştirme yapılması zorunlu hale gelecektir. Yukarıda bahsettiğimiz düzenlemenin söz konusu malın edinilmiş mallar değerlendirilerek kazanılmış olması halinde uygulama imkanı vardır. Çünkü eşyanın değerinin kişisel mallardan karşılanması ya da karşılıksız kazandırma yoluyla edinilmesi halinde söz konusu eşya zaten başka hükümler gereği kişisel mallar grubuna dahil olacaktır
47. Kişisel kullanım eşyasının edinilmiş mallar kullanılarak kazanılması halinde denkleştirmeye gidileceği de hesaba katılırsa hükmün uygulanma olanağı neredeyse ortadan kalkmaktadır. Traş takımı, gömlek, kıyafet gibi eşyaların mal rejiminin tasfiyesinde hayatın olağan akışı dahilinde dikkate alınmayacağı da düşünülürse hükmün varlık gerekçesinin ortadan kalktığı iddia edilebilir.
b. Mal Rejiminin Başlangıcında Eşlerden Birine Ait Olan Mal Varlığı Değerleri
Yukarıda da belirttiğimiz gibi eşlerden her birinin mal rejimi başlamadan önce sahip oldukları mal varlığı değerleri her ne suretle edinilmiş olurlarsa olsunlar kişisel mallar grubuna dahildirler. Bu hüküm edinilmiş mallara katılma rejiminin dayanağı olan ilkelerin bir sonucudur. Eşler arasında var olan işbölümü ve işbirliği ile her eşin rejimin devamı süresince edindiği mal varlığı değerlerinde diğerinin de katkısı olduğu düşüncesi eşlerin yaşam ortaklığını zamansal açıdan kesin çizgilerle sınırlandırmaktadır. Bu sınır açısından söz konusu hakkın mal rejiminin başlangıcından önce doğmuş olması kişisel mal sayılması için yeterli olmaktadır. Hakkın ifasının mal rejiminin yürürlüğe girmesinden sonra gerçekleştirilmesinin onun kişisel mal olma niteliği üzerinde bir etkisi bulunmamaktadır.
c. Miras Yoluyla Edinilen Malvarlığı Değerleri
Miras yoluyla edinilen malvarlığı değerleri de kazanılmalarında diğer eşin herhangi bir katkısının bulunmaması nedeniyle, rejimin temel ilkesinin bir gereği olarak kişisel mallar arasında sayılmıştır. Mirasçılığın yasal ya da iradi olması bu açıdan bir önem taşımaz. Bununla birlikte miras sözleşmesine dayalı ve bu anlamda ivazlı diyebileceğimiz kazanımlarda ivazın karşılandığı mal grubuna göre değerlendirme yapılması gerekecektir
48. Hükmün dar yorumlanmaması rejimin temel ilkesinin bir gereğidir. Bu temelde ivazlı mirastan feragat sözleşmeleri çerçevesinde edinilen mal varlığı değerleri de kişisel mal sayılacaktır. Yine miras payının devri sözleşmeleri yoluyla gerçekleştirilen kazanımlar da kişisel mallara dahil olacaktır
49. Burada önemli olan kazanımda diğer eşin payının bulunmaması ve kazanımın mirasçılık temel ilişkisinden doğmuş olmasıdır.
d. Karşılıksız Kazanma Yoluyla Edinilen Malvarlığı Değerleri
TMK m. 220/2’deki hüküm mal rejiminin devamı süresince karşılıksız kazandırma yoluyla edinilen malvarlığı değerlerini kişisel mal olarak düzenlemiştir. “Miras” yoluyla kazanım ifadesi esasen “karşılıksız kazandırmanın” örneklenmesinden ibarettir
50.
Karşılıksız kazanma aktifin artması ya da pasifin azalması biçiminde gerçekleşebilir. Genel olarak ifade etmek gerekirse bir malvarlığı değeri eşlerden biri tarafından herhangi bir yükümlülük üstlenilmeksizin, herhangi bir edim karşılığı olmaksızın kazanılmışsa karşılıksız bir kazandırma/kazanma söz konusu demektir
51. Bağışlama, kazandırıcı zamanaşımı ile kazanma, bulunmuş eşyanın kazanılması, işgal ile kazanma ve tabii ki miras kanuna dayalı sebeplerle karşılıksız kazanmaya örnek gösterilebilir. Karşılıksız kazandırmanın eşlerden yalnızca birine ya da her iki eşe birlikte yapılması ele aldığımız hüküm açısından bir fark yaratmayacaktır. Evlenme töreninde eşlere verilen hediyeler tipik bir örnektir. Esasen bu kazandırmalar her iki eşe birden yapılmış sayılacak, paylı mülkiyet üzerinde her iki eşin sahip olduğu paylar kişisel mal grubuna dâhil edilecektir
52.
Eşler lehine bir sebepsiz zenginleşme söz konusu ise zenginleşmenin “ifa temelli” olup olmadığına göre bir ayrım yapmak gerekecektir. Zenginleşme “ifa temelli” ise ifa hangi mal grubundan yapılmış idiyse edinim de o mal grubuna dahil olacaktır. Zira bu durumda “karşılıksız” bir kazanmadan söz edemeyiz. Bu tür kazanımların kişisel mallara dahil olmakla birlikte denkleştirmeye gidilmesi gerektiği iddia edilse de hem karşılıksızlık halinin söz konusu olmaması hem de eşlere ait tüm malların aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilmesi nedeniyle bu iddiaya katılmak mümkün görünmemektedir
53.
Taraflar arasında bir hukuki ilişkinin söz konusu olmadığı “ifa dışı“ sebepsiz zenginleşme hallerinde kazanımın karşılıksız olduğu açıktır ve edinilen malvarlığı değeri kişisel mallar grubuna dahil edilecektir. Örneğin eşlerden birinin banka hesabına yanlışlıkla para yatırılması durumunda “ifa dışı” bir sebepsiz zenginleşme söz konusudur ve bu para kişisel mal olarak kabul edilecektir. Eşler arasında yapılan karşılıksız kazandırma işlemlerinin de bu kural kapsamında olduğunu söyleyebiliriz. Ancak birliğin geçimi ve ihtiyaçları için yapılan masraflar karşılıksız kazandırma olarak değerlendirilmeyecektir
54.
e. Manevi Tazminat Alacakları
TMK. 220/3 hükmüne göre mal rejiminin devamı süresince eşlerden birinin aktifine dâhil olan manevi tazminat alacakları da kişisel mal niteliğindedir. Manevi tazminat yükümlüsünün kim olduğunun önemi yoktur. Kişilik haklarının ihlali nedeniyle ortaya çıkan manevi zararı gidermeye yönelik her türlü manevi tazminat bu hüküm kapsamındadır. MK md. 25, BK md. 47,49, TTK md. 56 ve benzeri hükümler çerçevesinde elde edilen tazminat alacakları elde eden eşin kişisel mal grubuna dâhil olacaktır. Manevi tazminat alacağının yasadan doğması ile sözleşmeye aykırı fiillerden doğması arasında edinilen malvarlığı değerinin aidiyeti açısından bir fark bulunmamaktadır. Keza manevi tazminat alacağının hâkim tarafından hüküm altına alınmasıyla bir sulh sözleşmesine dayanması arasında da bir fark gözetilmeyecektir
55.
f. Kişisel Malların Yerine Geçen Değerler
Kişisel malların yerine geçen değerlerin kişisel mal olacağı hükmü, kişisel malların korunmasına yönelik bir kural olup esasen edinilmiş mallara ilişkin hükmün tekrarından ibarettir
56. Kişisel malın bir biçimde el ya da şekil değiştirmesi durumunda ortaya çıkan “kaim değer” asıl malın mülkiyet rejimine tabi olacaktır. Bir malın zarar görmesi sonucu ödenen tazminat, kamulaştırma sonucu ödenen kamulaştırma bedeli kaim değerlere örnek olarak sayılabilir.
g. Sosyal Güvenlik Ve Yardım Kurumlarınca Yapılmış Olan Toptan Ödemeler ya da İş Gücünün Kaybı Nedeniyle Ödenen Tazminatların Bir Kısmı
TMK m. 219/b.2 ve 3’te edinilmiş mal olarak belirlenmiş olan bu tür ödemeler açısından m. 228/2 hükmü istisnai bir düzenleme getirmiştir. Hükme göre “Eşlerden birine sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumlarınca yapılmış olan toptan ödemeler veya iş gücünün kaybı dolayısıyla ödenmiş olan tazminat, toptan ödeme veya tazminat yer